Bir İmam-ı Gazalî ile bir çobanı kemmiyet hesabiyle bir tutan bir rejim, onu ehramlara taş taşımaya mahkûm edici Firavunlar rejimi derecesinde bâtıldır. Yani ne fert sultanlığı, ne de başı boş hükümranlığı... Bütün bunlar yüzündendir ki, "hakimiyet halkın değil, Hakkındır!" düsturunu, herbiri Hakta fâni olarak ruhlarına nakşetmiş idrak soylularını teşkilâtlandırma ve sadece hak adına nefs dışı imtiyazlandırma davası, İslâm inkılâbının istinat edeceği sınıfsız sınıfı, her sınıftan üstün insanlar sınıfını hedef tutacaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Müslümanlığı, Müslümanlığın ezelî ve ebedî ruh füshatini sezmeden, ölü klişeler ve posa bilgiler hâlinde temsil etmiş cansız nesillere göre anlayan idrak bedbahtlarının, bize bakıp mürteci ve padişahçı hükmünü vermeleri bu yepyeni ideal karşısında ne kadar sersemcedir; hep beraber kavrayalım!..
Bize gelince... Biz halka yaltaklanarak iktidar koltuğuna kurulanlara değil, halkı HAKKA inandıran, kendisiyle beraber onu inandığına esir eden hâkimiyete tutkunuz; hakikate esaretin insanlığına.
Hep belden aşağıya hitabeden dergiler, gazeteler, televizyonlar... Binbir çeşidiyle fuhuş mekânları... Ve, şahsiyetli(!) ve demokrat çeneler:
-"İsteyen alır, istemeyen almaz... İsteyen seyreder, istemeyen seyretmez... İsteyen gider, istemeyen gitmez!"
Türkiye Cumhuriyeti'nin İslâm düşmanı ahlâk anlayışının müsaadesi -hattâ bizzat teşviki- dairesinde "genel kültür"ün tamamı hâline gelen fuhuş ortamı; ve "fuhuş sektörü"nün alışveriş taraflarınca serdedilen yukarıdaki söz... Bizim söyleyeceğimizse, yönetim katlarındaki dangalaklara:
-"Halkın başıboş tarafını tükenmez bir maden gibi işletenlere müsaade ediyorsunuz da, esrar ve eroin gibi uyuşturucu maddelerin alışverişini niye yasaklıyorsunuz? İsteyen alır, istemeyen almaz!"