Bilmelisin ki, her şeyin varlık açısından dört mertebesi vardır: dış dünyada varlık, zihinde varlık, dilde varlık ve üzerine yazı yazılan beyaz kâğıtta varlık. Mesela ateşin bir ocakta, bir hayalde ve bir de zihinde varlığı vardır ki, bu varlıkla kastettiğim şey, ateşin sûreti ve hakikatine dair bilgidir. Ateşin bir de dilde varlığı vardır ki, o da ateşi ifade eden kelime, yani "ateş" lafzıdır. Ateşin [son olarak] üzerine birtakım şekillerle yazılan beyaz kâğıt üzerinde bir varlığı söz konusudur. Ezelîliğin Kur'ân'ın ve yüce Allah'ın kelâmının bir niteliği olduğu gibi, yakma da ateşe özgü bir niteliktir. Bu bağlamda ocakta yakıcı durumda olan, zihindekinden, dil ve kâğıttakinden başkadır. Zira kâğıttaki veya dildeki de yakıcı durumda olsaydı, elbette yanardı. Fakat bize "Ateş yakıcıdır" denilirse, evet deriz. "Ateş kelimesi yakıcıdır" denilirse, hayır deriz. "Ateş kelimesinin harfleri, yani nûn, elif ve râ yakıcıdır" denilirse, hayır deriz. "Bu harflerin beyaz kâğıt üzerindeki şekilleri yakıcıdır" denilirse, hayır deriz. "Ateş kelimesiyle zikredilen ve ateş kelimesiyle yazılan şey yakıcıdır" denilirse, evet deriz. Çünkü bu kelime ile ifade edilip yazılan ve ocakta bulunan şey yakıcıdır.
Aynı şekilde yakmak ateşin niteliği olduğu gibi, ezelîlik de yüce Allah'ın kelâmının bir niteliğidir. "Kur'ân" ismi verilen şeyin varlığı için de dört mertebe vardır: İlki asıl konumunda olup, Allah'ın zâtıyla kaim olan varlığıdır ki, ateşin ocaktaki varlığı gibidir: "En yüce sıfatlar Allah'a aittir." (en-Nahl 16/60). Ancak anlayışı kıt olanlara anlatabilmek için bu misaller gereklidir. Ezelîlik bu varlık [mertebesine] özgü bir niteliktir. İkincisi, öğrenim sırasında dilimizle okumadan önce Kur'ân'ın zihinlerimizdeki bilgiye konu olan varlığıdır. Ardından sesimizi kesintili hale