Yazının bir tüketim öğesi haline gelmesi, yazıların vitrinde teşhir edilmesi ve nihayet yazıların (düşüncelerin) ambalajlanması günlük basın denilen uğraşının doğal sonucudur. Halk tüketmeye alışmış veya alıştırılmıştır. Bundan bilgiler, sanat ürünleri, düşünce ve ideolojiler de uzak tutulamıyor. Onlar da tüketilen, yutulan, kullanılabilen öğeler oluyor hayat içinde. Yazının bir tüketim öğesi olarak belirmesi kuşku yok ki düşünme ve anlama alanlarındaki düzeyin büyük bir hızla düşmesine yol açıyor. Bunun anlaşılır bir nedeni var: Daha çok sayıda insan, daha çok sayıda "şey" tüketmek istiyor. Onlara "mal" yetiştirmek için hızlı bir üretim tezgâhı kurmak yetmiyor, kalitesi ne olursa olsun tezgâh sayısının da artması gerek. Zaten bir yerine beş üretmek zorunda kalan "beyin" (hâlâ beyin denilecek yeri kaldıysa) randımanını tüketime ayarlamakla gücünün altında bir kalite tutturabilmektedir. Bir de buna beyin gerekmeden yapılan yazı üretimini eklerseniz, varın curcunayı tasavvur edin.