Burak

Burak
@vecdebi
27 Temmuz
74 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Yazının bir tüketim öğesi haline gelmesi, yazıların vitrinde teşhir edilmesi ve nihayet yazıların (düşüncelerin) ambalajlanması günlük basın denilen uğraşının doğal sonucudur. Halk tüketmeye alışmış veya alıştırılmıştır. Bundan bilgiler, sanat ürünleri, düşünce ve ideolojiler de uzak tutulamıyor. Onlar da tüketilen, yutulan, kullanılabilen öğeler oluyor hayat içinde. Yazının bir tüketim öğesi olarak belirmesi kuşku yok ki düşünme ve anlama alanlarındaki düzeyin büyük bir hızla düşmesine yol açıyor. Bunun anlaşılır bir nedeni var: Daha çok sayıda insan, daha çok sayıda "şey" tüketmek istiyor. Onlara "mal" yetiştirmek için hızlı bir üretim tezgâhı kurmak yetmiyor, kalitesi ne olursa olsun tezgâh sayısının da artması gerek. Zaten bir yerine beş üretmek zorunda kalan "beyin" (hâlâ beyin denilecek yeri kaldıysa) randımanını tüketime ayarlamakla gücünün altında bir kalite tutturabilmektedir. Bir de buna beyin gerekmeden yapılan yazı üretimini eklerseniz, varın curcunayı tasavvur edin.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir bakıma tüketiyor okuyucu yazıyı, istihlâk ediyor. Tıpkı bir elmayı tüketir gibi. Oysa bir yazının besleyici olması onun tüketilmesiyle değil, okurken okur tarafından üretilmesiyle mümkündür. Eğer bir yazı okuyucusu tarafından, yazarı o yazıya götüren düşünme yolu keşfedilme amacıyla okunur ve bu okumadan "hazır formüller" yerine bir yaklaşım yöntemi, bu yöntemin meseleleri alanlarında bazı faydalar elde edilebilirse sanırım her şey yerli yerine oturmuş demektir.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı
Yazar kendini okuyucunun kabul edeceği şeyleri söylemekle sınırlandırmış, kendini alkış sağlayacak bir alana hapsetmişse "sahte" bir yazardır. Okuyucu açısından sahtecilik yazardan yalnızca okuyucunun sınırları içindeki yazıyı beklemesi durumunda ortaya çıkar. Eğer okuyucu yazardan okuyucunun istediği türde ve düzeyde bir "metin" bekliyorsa, aslında o yazıyı okumuyor, teftiş ediyordur. Okur ve yazarın karşılıklı saygısı her birinin diğerini bağlantı kurmaya layık bir "nefs" olarak görmesiyle mümkün olur. Yazarın ve okurun karşısında, bir nefs, bir kişilik, kanıyla canıyla bir insan vardır. Kimsenin kimseyi nesneleştirmeye, yazarın ve okurun karşılıklı olarak birbirlerini araç ve gereç saymaya hakları yoktur.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Düşünce
Bir saplantıydı bu. Ne yaparsam yapayım kafamdan uzaklaştıramadığım, bana bu geçen müddet boyunca tırnaklarımı ve bıyıklarımın uçlarını ısırtan bir sabit fikirdi intihar; ama şimdi burada bahsettiğim başka bir şeydir. Akim kaldığını belirterek sözünü ettiğim teşebbüs intihar teşebbüsü değil. Tam tersine bu ilginç teşebbüsüm intihar karşıtı bir hususiyete sahip. İntibak teşebbüsü bu. Teşebbüsümün kendine seçtiği hedef geçerli ve yürürlükteki dünyaya nüfuz etmekti. Akim kaldığına artık çok seviniyorum. İntibak edemeyişim çok iyi olmuş. İyi ki içinde heva ve hevesten başka şey bulunmayan, herbucağı kapris yüklü dünya hayatına nüfuz edememişim. Bunu becerememiş olmamın kazanç haneme yazdıkları bana yeter. Ben dünyayı ıskaladım, dünya da beni ıskaladı. Her ne kadar yetişemediysem de, kaçırdıysam da dünyayı; dünya beni kaçıramadı, yetişemedi bana, yakalayamadı beni dünya. O yürürlükte hep kibirle kalan ve o hep zevahiri kurtaranların kurtarışıyla geçerli olan dünya bana bir türlü, hiçbir türlü nüfuz edemedi. Bana teğet geçti dünya, kendini bana isabet ettiremedi.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Hayat

Burak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
16 günde okudu
·
2024 3. kitabı
Altay Cem Meriç
8.9/10 · 3.581 okunma