Solda işkenceyle dönüş yapan liderler bile vardır; fakat gerçek fikir ve aksiyon kahramanları işkenceyle yılmaz ve mücadelesinden vazgeçmez... Bediüzzaman, Süleyman Hilmi Tunahan, Necip Fazıl buna örnektir ve hayatı ve mücadeleleri ortadadır...
Son olarak mazlumlara, mü'minlere ve hususen zalimlerin zindanlarında olanlara diyoruz ki, "zindanları Yusuf Aleyhisselâm gibi yaşayanlar, maddî ve manevî devlete (nimete) er geç ulaşırlar."
Ben, "ey alçaklar, köpekler, bu yaptıklarınız yanınıza kalmayacak!.. Sizi ne kulu olduğunuz, ne putlarınız, ne başkası kurtaramayacak. Burası size mezar olacak, sizi ve sizin gibileri ne Allah ne de mü'minler hesapsız bırakmayacak. Yiğitseniz beni öldürün. İnşallah ölsem de kalsam da başınıza belâ olacağım. Sizin kadınları, şarabı ve dünyayı sevdiğinizden çok, biz ölümü seviyoruz!" dedim. Bu hâlde işkenceyi bıraktılar...
Yaptığın işin yerini ve değerini bilerek, üzerinde tekrar tekrar durup yeniden heceleyerek, en küçükten kıvamlana kıvamlana sıra ile oluş prensibiyle hareket et... Aktüaliteye (güncellik) kapılıp yarınsız davranmayacağın gibi, bugünün hakkını vermeden de yarının hayâl olduğunu bil!..
İşkence, işkence... Dava adamını bilemekten başka neye yarar?.. İntikam duygusunu beslemekten?.. Dava, ona katılanların kanları ve canlarıyla denendiği zaman, gerçek hayatiyetini de gösterir!.. Dava, dava adamından, her şart altında mânâsını su yüzünde tutup boğulmamasını ister...