"Sizden biriniz dua ettiğinde kesin bir ifadeyle dilekte bulunsun. Allah'ım dilersen bana ver demesin, çünkü Allah'ı zorlayan hiçbir kuvvet yoktur." (Buhari, Deavat, 21; Müslim, Zikir, 7)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olacak olanlar güzel ahlak sahibi olanlarınızdır. Güzel konuşuyor dedirtmek için uzun uzun ve edebiyat yaparak konuşanlar sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire laf edenler, bilgiçlik taslayarak lügat parçalayanlar ise hiç sevmediğim ve kıyamet günü bana en uzak olan kimselerdir." (Tirmizi, Birr 71)
İnsan bünyesi de dünya da tezatlardan meydana geldiği halde biz bu çeşitli unsurları tek tek değil, tamamını görüyoruz. Şu halde madde âleminde olduğu gibi mânâ âlemindeki çeşitli duygu ve düşüncelerde de birliğe erişip bütünü görmek insan oğlunun varacağı en son merhale.
Şapka, ne küfür alâmetidir, ne de îman. Zîra, her iş niyetle başlar, niyetle biter. Şapkayı icat eden ve giyen mikrobu buldu, elektriği buldu, telsizi, telefonu, televizyonu, radarı, bilgisayarı, otomobili, uçağı ve füzeleri buldu.
Bir zamanlar da İbn-i Sînâ'ların, Birûnî'lerin, İbn-i Rüşt'lerin, İbn-i Haldun'ların, El-Harzemî'lerin ve Muhyiddin-i Arabî'nin batıya ihraç ettikleri ilmî ve içtimâî zenginlikleri hep sarıklı ve kavuklu başlar gerçekleştirmiştir. Şu halde işi başa giyilen serpuşta değil, onun altındaki kafada, zekâ ve îmanda aramak lâzımdır.
sanat, bir milletin içtimâî, vicdânî ve edebî terkibinin bünyeleşerek cemiyete akseden sihirli mahsûlüdür. Ancak, sanat yapıyoruz diye, bir devlet reisinin ikametgâh veya sarayındaki kabul salonunu sahne hâline getiremeyeceğimiz gibi ulu bir pâdişâhın ibâdete tahsis ettiği mevkii de kezâ sahne olarak kullanmak hatâ ender hatâdır.