batıya ruhunu kirâlayalı beri, kendi hânesinde sığıntı olarak mukaddesâtından, örf ve âdetlerinden utanıp inançsızlığının adını "ilericilik" koyarak yaşamaya başladı. Ancak, nüfus kütüğünde baba ismi boş kaldığından bu "ilericilik" hiçbir zaman kütle tarafından meşrû bir velet gururu ile başı yukarıda gezemedi.
hayra ve iyiliğe vesile olmanın da gene insan oğlunun yedi ceddine sürecek bir karşılıkla çıkacağının şuûrunda bulunsa, bu defa da yalnız hayır işlemekle kalmaz, bizzat hayrın kendisi olarak bir hayır ve insanlık âbidesi kesilir.
"Bir kul günah olan ve akrabasıyla darılmasına yol açan birşey istemedikçe, bir de acele etmedikçe, duası mutlaka kabul olunur. Ya Rasûlallah, acele etmek ne demektir? diye sorulunca da şöyle buyurdu:
"Çok dua ettim, gerçekten dua ettim de duamın kabul edildiğini görmedim der, dileğinin gecikmesinden dolayı usanır ve duayı terk eder, işte acele etmek budur." (Müslim, Zikir, 92)
Allahım senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi istiyorum. Allahım senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl. (Tirmizi, Deavat, 73)
Allahım bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru. Yaşadığım şu dünyadaki işlerimizin yolunda gitmesini sağla. Dönüp varacağım ahiretimi kazanmama yardım et. Hayatımda daha fazla hayırlar yapmama imkan tanı. Ölümümü her türlü sıkıntılardan kurtuluşa sebep kıl." (Müslim, Zikir, 71)