Hatice️

Hatice️
Ben bir samanyolu bedevisiyim artık
dt
42 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 6)
1318 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Ben eskiyen şeyleri severim, eskimeyen şeyler cansızdır.
Sayfa 88
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan bazen acı çekmek ister, dibe vurmak ister. Dibe yakın değildim, çünkü az çok biliyordum hayatı, dip diye bir şey yok, acıları insanın kendi gözünde büyütmesi anlamsız. İnsan denen yaratık öyle acz içinde ki, ulu dediği dertleri bile hayatın kendi döngüsünde unufak aslında. Nedir ki acı, sıkıntı, bunalmak, daralmak, boştu hepsi, anlamsızdı. Terk mi edildin, sevdin de sevilmedin mi? O da bir şey mi? Değil mi? Bazen canı sıkılırdı insanın. Bakıp yakında olması gerektiğini düşündüğü her şeye ve görüp hepsinin uzakta olduğunu... Neden yakında olmalı? İstiyor ya, ondan. Anlamsızdı işte. Küfür ettim içimden, kedime hem de. Şu an sorunlarım var, kendimle aramda husumet var, bunu kimseyle paylaşmayacağım.
Sayfa 80
Mesela Hz. Ömer (ra), şehri kurmak istediği zaman ilgili bölgenin altı farklı yönlerine birer okçu gönderir, onların bir merkeze oklarını atmalarını isterdi. Okları düştüğü yer şehrin tam ortası olduğu için cami oraya yani merkeze inşa edilir, onun etrafina evler yapılırdı. Yine o bir şehre hastane yapmak istediğinde bir koyun kestirir, onu da altı parçaya ayırır, şehrin altı noktasına gönderirdi. Etin en son koktuğu yere hastaneyi yaptırırdı.* Çünkü etin en son koktuğu yer, havanın en güzel olduğu yerdir. Havanın güzel olduğu yer hastaları iyileştireceği için hastane orada yapılır.
Sayfa 71 - *el-Kuraşî, Evveliyâtü'l-Fâruk fi'l-İdâre ve'l-Kadâ, I, 123-187
Çare yok, batacağız. Yarala kendini.
Sayfa 70
Yarala kendini. Ne olsun isterdin, kalbin kırık, perişan, ama dolu, aklın karışık, saçın başın, halin, edan... Ama ne olsun isterdin, şimdi mesela, tam şu an? Uzaktan beni görmesini, onu görmeyi, bana doğru yürümesini, ona yürümeyi, yaklaşınca karşı karşıya gelince sarılmasını, sarılmayı, saçlarının yüzüme değmesini, saçlarının yüzüme değmesinden hoşlandığımı bilmesini, kokusunu, kokusunu sevdiğimi bilmesini, sonra bırakıp beni, yarım metre uzaklaşmasını, çok değil yarım metre yani elli santim, belki kırk santim, canım demesini, günaydın, cevap vermeyi ona, ne olursa.
Sayfa 69