"Beni seviyor, bağırsaklarımı sevmiyor, bir cam kavanoz içinde ona apandisitimi gösterseler tanımazdı, her zaman beni mıncıklar durur, ama kavanozu eline verseler, hiçbir şey hissetmez, içindeki "onunla ilgili" bir şey diye düşünmez; insanın birini her şeyiyle, yemek borusuyla, karaciğeriyle, bağırsağıyla sevebilmesi gerekir. Belki de insanlar onları, alışamadığından sevmiyor; onları da ellerimiz ve kollarımız gibi görseydik belki de severdik. Öyleyse denizyıldızlarının bizden daha iyi sevişmesi gerekir."
Her insan kendi dünyasında yalnız ve kimsesiz. Yüreğiyle konuşur ufuklara dalarak .Belki ufuklardan bir el dokunur yüreğine belki de bir gülümseme .
Ama belkiii...
Belki de asıl mutluluk yalnızlıkta ; Belki de gökyüzü insanlardan uzak olduğu için bu kadar güzel .
Yanlış yerlerde yürüyor ,yanlış insanlara karşı sevecen davranıyoruz . Belki de biz hep yanlış yoldaydık ve hiç yolumuz olmadı ...Biz hep tektik, hep yalnız...
00:54..
"Neyim ben?" diye sordum kendime orada otururken .Tanrı 'nın şakalarından biri sadece !
Hayatım şekilsiz , amaçsız , değersiz görünüyordu. Büyüdükçe etrafımda oluşan duvarların arasına hapsolmuştum. Özgür olmayı çok özlüyorum .Zincirlerimden kurtulup kaçmak için can atıyordum.