vefa gündüz

Yunanlılar tarafından İzmir’in işgali sırasında, devlet erkanı ne kadar savunmasız olarak kan dökülmeden İzmir’i teslim etmek istesede, hesabı katmadıkları bir şey vardır, “ Türk Milletinin ta kendisi”. Halk savunmasını devletin üst temsilcilerinden bağımsız olarak kendi örgütlenmeleri ile sağlayacaktır... İzmir’in işgali başlamış Yunan müfrezeleri karaya ayak basmıştır.Kutlamalar, bağrışlar, Rumlar tarafından alkışlar ve bayrak asışlar İzmir’de başlamıştır. Ancak bir çınlama gelir, bu genç gazeteci Hasan Tahsin’den başkası değildir. Ardından ikinci bir çınlama bu kurşunu atan kimdir ismi bilinmez ancak hikayesi bilinir. “Bu uzun boylu ,cesur ve yağız delikanlı ardı ardına kurşunları sıkmıştır. O sırada civar evlerden birinin penceresinden bakan yaşlı kadına bu yağız delikanlı dönmüş ve şunları söylemiştir: - Nine,gördün ya, yarın ahirette şahidim sen ol. Kurşunum,cephanem tükendi;onun için tüfeğimi omuzladım ,geriye gidiyorum.”
Sayfa 75·Kitabı okudu
Atakan Yılmaz isimli okura yanıt verildi
vefa gündüz
İzmirli yağız delikanlı senin Ataların olabilir mi ??
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·686 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 13:37
SPOILER İÇERİR Dostoyevski'nin suç ve ceza tanımları sıradan suç ve ceza tanımlarından oldukça farklı. Suç kavramına oldukça farklı bir bakış açısı geliştirmiş, bunu da ana karakter aracılığıyla bize yansıtmış. Ama bu bakış açısı net bir şekilde tam olarak ifade edilmemiş. Yani ucu açık, değerlendirilebilir, okuru düşündüren ve bazı şeyleri sorgulatan bir bakış açısı. Aslına bakılırsa yazar da kitapta bu bakış açısını değerlendirmiş, sorgulamış denilebilir. İşlenen suç ise cinayet. Sanılanın aksine Suç ve Ceza müthiş olay örgüleri barındıran, oldukça akıcı, aksiyon dolu bir polisiye roman değil, psikolojik bir roman denilebilir. Kitabı okurken cinayet işleyen ana karakter Raskolnikov ile cinayeti işlemeden önceki düşüncelerini, cinayet sırasında yaşananları ve özellikle de cinayetten sonraki süreçte kişinin yaşadığı psikolojik bunalımları, tereddüt halini, çekilen acıları ve sizi hapseden derin duyguları birlikte hissediyorsunuz. Dostoyevski'nin anlayışında ceza ise kürek mahkumluğu değil, Raskolnikov'un cinayet sonrası yaşadığı bunalımlar ve çektiği acılar. Yalnızca kendine de değil, sevdiklerine ve onu sevenlere de çektiriyor bu acıları. Suçu kendisi işlese de cezayı sevdikleriyle birlikte çekiyor Raskolnikov. Onları da çektiği cezaya ortak ediyor, onlar da derin üzüntüler yaşıyor. Bu da işlenmiş kitapta. Bana okurken en çok zevk veren kısım ise sorgu yarıcı Porfiri Petroviç'in Raskolnikov'un üstüne gidişi, ona ve diğer şüphelilere uyguladığı psikolojik baskı, Raskolnikov ile girdikleri akıl oyunları, onun üzerinde kurduğu psikolojik üstünlük ve sonunda Raskolnikov'un cinayetini itiraf etmesini sağlaması oldu. Aynı zamanda kitabın sonunda çok ince de bir mesaj vermiş Dostoyevski, aşkın insanı hayata bağladığına ve geçmişteki acıları unutup yeni bir sayfa açmak için
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İş Bankası Kültür Yayınları · 2006194,6bin okunma
vefa gündüz
Bu gibi kitaplar hakkında izlenimlerin bir hukukçu tarafından muhakeme edilmesi ayrı bir damak zevki tattırıyor. Yerinde tespitleriyle “Atakan Yılmaz” ne kadar bilinçli okuyucu olduğunu bir kez daha kanıtlıyorsun. Sıradaki kitap yorumun için şuracıktayım...