📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitle oluşturulurken istenilen ilk şey itaatkâr sürüdür. Kiliseler kitle okuştururken bunu yapmıştır. Hedeflerini çok uzaklara , yaşadığı sürece hiçbir insanın ulaşamayacağı , pek çok çabayla ve boyun eğmeyle kazanmak zorunda olduğu öteki dünyaya yerleştirirler. Hedef ne kadar uzak olursa hedefin kalıcılığına duyulan ümit o kadar fazla olur.
Kuva-yı Milliye birliklerinin ilk hareketleri Aydın’da ortaya çıkmıştır.Şehrin farklı bölgelerinden insanlar gelmektedir. Dağdaki eşkiyalar bile askerle , halkla birlik içindedir. Birliğin içinde cesur insanlar vardır.Bunlardan bazıları Yörük Ali ve Demirci Efedir. Demirci Efe güçlü bir şahsiyettir. Kuvai milliyette yeni bir çığır açmıştır. Fizik ve karakter bakımından şahsında topladığı özellikler ve savaşkanlık vasıtasıyla tüm çevresini etkisi altına alır. Yazma okuma bilmez , iradeli çok cesur ve serkeş zeybektir. Yazdırdığı mektuplarından bazı yerler:
“Biraderim Mustafa Kemal Paşa; selamlarla gözlerinden öperim.” “Şu bizim Ankara’ya da söz anlatamıyoruz yahu, acep bir varıversem mi?” gibi ifadeler geçer.
Yunanlılar tarafından İzmir’in işgali sırasında, devlet erkanı ne kadar savunmasız olarak kan dökülmeden İzmir’i teslim etmek istesede, hesabı katmadıkları bir şey vardır, “ Türk Milletinin ta kendisi”.
Halk savunmasını devletin üst temsilcilerinden bağımsız olarak kendi örgütlenmeleri ile sağlayacaktır...
İzmir’in işgali başlamış Yunan müfrezeleri karaya ayak basmıştır.Kutlamalar, bağrışlar, Rumlar tarafından alkışlar ve bayrak asışlar İzmir’de başlamıştır. Ancak bir çınlama gelir, bu genç gazeteci Hasan Tahsin’den başkası değildir. Ardından ikinci bir çınlama bu kurşunu atan kimdir ismi bilinmez ancak hikayesi bilinir.
“Bu uzun boylu ,cesur ve yağız delikanlı ardı ardına kurşunları sıkmıştır. O sırada civar evlerden birinin penceresinden bakan yaşlı kadına bu yağız delikanlı dönmüş ve şunları söylemiştir:
- Nine,gördün ya, yarın ahirette şahidim sen ol. Kurşunum,cephanem tükendi;onun için tüfeğimi omuzladım ,geriye gidiyorum.”
Nekhlyudov aklından adaletin düzeni , dinin korunması ve yığınların eğitilmesi uğruna ızdırap çekenleri geçirdi. Bu kimseler adalete karşı hareket ettikleri yada kanunları çiğnedikleri için değil, yüksek memurlarla zenginliklerin halktan topladıkları servetin keyfini sürmelerine engel oldukları için tutuklanmışlar, hücrelerine tıkılmışlar ya da sürgüne gönderilmişlerdi.
Bir tehlikeli cani toplum dışı edilebilsin diye on masum cezalandırılıyordu. Tıplı bir şeyin çürük kısmını kesip atabilmek için sağlam olanın birazının da kesilmesi gibi.