"Komünizm bi[zi]m azizimiz için tamamen anlaşılmazdır; çünkü komünistler ne egoizmi fedakârlığın ne de fedakârlığı egoizmin karşısına çıkarırlar. Onlar bu karşıtlığı teorik olarak ne şu ehlikeyif ne de bu tumturaklı ideolojik biçimde ele alırlar; aksine onun kendisiyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkacağı maddi kaynağını ortaya koyarlar. Komünistler, Stirner'in uzun uzadıya yaptığı gibi ahlak vaazı vermez. İnsanlara, birbirinizi sevin, egoist olmayın vb türden ahlaki talepler dayatmazlar; tersine onlar, egoizmin tıpkı fedakârlık gibi belirli koşullar altında bireylerin kendilerini başarıyla var etmesinin zorunlu bir biçimi olduğunu çok iyi bilirler."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Toplum, kendisini oluşturan 'münferit yaşamların' karşılıklı etkileşimlerinden ibaret olup, bu 'yaşamlar'la ayrıca özgün bir etkileşime giren özel bir varoluş biçimi değildir.
Olası bir savaşta işçiler ilk önce, düşman ülkede kendileriyle aynı görüşü savunan kardeşlerine ateş etmeyi vicdanlarıyla bağdaştırabilecekler midir? Savaş durumunda kararlı bir şekilde, "hayır, kardeşlerimizin üstüne ateş etmeyeceğiz!" demek kesin bir zorunluluktur.
Rosa Luxemburg ile Kostja'nın (Clara Zetkin'in oğlu) görüşmeleri fazlasıyla yoğunlaştı. Bu görüşmelerde Rosa'nın rolü, şefkatli bir anne ve hükmeden bir akıl hocası ile tutkulu bir sevgili arasında gidip gelmekteydi.