Roboto

Beat sendromunun en tanılayıcı işaretlerinden biri Kerouac'ın ve Burroughs'un kitaplarında gayet aşikar olan, kadını hakir görmeydi.
Sayfa 14
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Halil Cibran
"Yenilgi, yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim; Binlerce zaferden değerlisin benim için, Ve dünyanın tüm şanından şöhretinden daha tatlısın yüreğime. Yenilgi, yenilgim, kendime dair bilgim ve başkaldırım, Senin sayende bilirim hâlâ genç ve çevik olduğumu. Ve solmuş defnelerin tuzağına düşmek zorunda olmadığımı. Sende buldum kimsesizliği Ve kaçak ve horlanmış olmanın sevincini. Yenilgi, yenilgim, benim kıvılcım saçan kılıcım ve kalkanım. Gözlerinde okudum, Taç giymenin kölelik olduğunu Sahip olmanın alçalmak olduğunu. Sahip olmanın, bütünlüğe ulaşmak Ve olgun bir meyve gibi, Düşmek ve tüketilmek olduğunu, okudum gözlerinde. Yenilgi, yenilgim, benim yürekli eşim, Duymalısın şarkılarımı, çığlığımı, sessizliğimi. Senden başka hiç kimse bana söz edemeyecek kanat vuruşlarımdan Ve denizin gürlemesinden, Geceleri yanıp tutuşan dağlardan, Sarp ve kayalık ruhuma Yalnız sen tırmanacaksın. Yenilgi, yenilgim, benim ölmez cesaretim Sen ve ben fırtınada birlikte güleceğiz kasırgayla, Ve ikimiz, mezarlar kazacağız
Şiir
Melih Cevdet Anday
"Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri İçin felsefe yapıyorlardı, çünkü Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini Köle sahipleri veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara; Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini Felsefe veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi. Ekmeğin sahipsiz felsefesini Felsefenin sahipsiz ekmeği. Ve yıkıldı gitti Likya. Hâlâ yeşil bir defne ormanı altında."
Şiir
Neil Postman, 1985'te yazdığı Amusing Ourselves to Death kitabının önsözünde bu iki kitabı şöyle karşılaştırır: Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley'in korkusunun kaynağında kimse kitap okumayı istemeyeceğinden, kitapları yasaklamanın gerekmeyeceği vardı. Orwell bizi bilgisiz bırakacaklardan, Huxley ise insanları pasifliğe ve bencilliğe sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden, Huxley ise gerçeklerin umursamazlıkla karşılanmasından korkuyordu... 1984'te insanlar acı çekmeyle tehdit edilerek kontrol altına alınıyordu; Cesur Yeni Dünya'da ise baştan çıkarıcı, gönül çelici eğlencelerle hazza boğularak.
Madem İyisin, Bertolt Brecht
"Anladık iyisin, Ama neye yarıyor iyiliğin. Seni kimse satın alamaz, Eve düşen yıldırım da Satın alınmaz Anladık dediğin dedik, Ama dediğin ne? Doğrusun, söylersin düşündüğünü, Ama düşündüğün ne? Yüreklisin, Kime karşı? Akıllısın, Yararı kime? Gözetmezsin kendi çıkarını, Peki gözettiğin kiminki? Dostluğuna diyecek yok ya, Dostların kimler? Şimdi bizi iyi dinle: Düşmanımızsın sen bizim Dikeceğiz seni bir duvarın dibine Ama madem bir sürü iyi yönün var Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine İyi tüfeklerden çıkan İyi kurşunlarla vuracağız seni Sonra da gömeceğiz İyi bir kürekle İyi bir toprağa."