keşke “O” olsaydım diyerek okuduğum, birikimi ve titizliği ile okudukça beni mest eden Nurdan Gürbilek’in bu kitabını ikinci kez okudum. Yine okuyacağım. Benim için üzücü bir hatırası olmasına rağmen ölmeden en az bir kere daha okurum. Her okuyuşta “nasıl ya?” denebilecek bir kitap bence siz de okuyun.
Öncelikle kitabı severek ve anlayarak okumanın tek şartı var. Dostoyevski, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Cemil Meriç okumuş olmak gerekiyor öncesinde. Okumadıysanız bu kitaptan tabii ki hiçbir şey anlamayacaksınız. Adı geçen yazarlar okunduktan sonra başlanmalı kitaba.(Bu yazarları bu kitaba başlamasanız bile okumanız gerekiyor da orası ayrı) Dostoyevski’nin Yeraltı Adamı’nı, Atay’ın Turgut’unu, Yusuf Atılgan’ın C.’sini bilmek gerek en basitinden. Mağdurun tesellisini, gururunu, alçaklığını anlamak için de belki biraz da düşünmek gerek tabii.
Dostoyevski, Kafka, Atay, Tanpınar, Atılgan kitaplarındaki konu-karakter benzerliklerinin incelenmesini ilgi çekici bulacaksanız okuyun. Ben böyle inceleme tarzı kitaplar sevdiğim ve Nurdan Gürbilek’e hayran olduğum için şiddetle tavsiye ediyorum.