Yağmur

Yağmur
@velatyne
kitaplarda kendimden bir iz bulmayı sevıyorum
Reklam
10/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 15:44
​Bazı kitaplar kütüphanenizde öylece durmaz; sanki odanızın havasını değiştirir, duvarlarınıza o soluk, puslu ve melankolik atmosferi sızdırır. Bakir İntiharlar tam olarak böyle bir deneyim. Bir roman okumuyorsunuz; sanki yıllardır kilitli kalmış, pencereleri sımsıkı örtülü o devasa evin tavan arasına gizlice girmiş ve Lisbon kızlarının ardında bıraktığı toza bulanmış anıları karıştırıyorsunuz. ​Jeffrey Eugenides, ölümü bir son olarak değil, bir "kaçış estetiği" olarak önünüze seriyor. Okurken, o kızların yaşadığı evin dışarıdan bakıldığında ne kadar sıradan, içeriden bakıldığında ise ne kadar boğucu ve gizemli olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Her sayfada, gençliğin o taze ama bir o kadar da zehirli güzelliğiyle karşılaşıyorsunuz. Sanki bir fotoğrafın en güzel yerinde, ışığın tam kırıldığı o anda donup kalmış gibiler. ​Bu kitap size "neden" diye sormuyor; size sadece "bakın" diyor. Mahalledeki erkek çocukların o imkansız, saplantılı ve masum hayranlığı üzerinden; büyümeyi reddeden, dünyayı bir yalan olarak gören ve kendi sessizliğinde boğulan beş kızın hikayesini anlatıyor. Anlatım o kadar zarif, o kadar mesafeli ama bir o kadar da iç yakıcı ki; sayfaları çevirdikçe Lisbon kardeşlerin o puslu dünyasına çekilmemek imkansız hale geliyor. ​Bakir İntiharlar, hayatın gürültüsünden yorulanların, kendi içine kapanan o karanlık ama güzel köşeyi arayanların kitabı. Eğer siz de "normal" olanın dışındaki o sisli, loş ve tekinsiz güzelliğin peşindeyseniz; bu kitap sizin için sadece okunacak bir eser değil, ruhunuza bırakılmış bir iz olacak.
Bakir İntiharlarJeffrey Eugenides · Domingo Yayınları · 20241,423 okunma

Yağmur

, bir kitap okudu
7/10
·440 syf.··
2026 16. kitabı
Elif Öner
7.3/10 · 202 okunma
7/10
·440 syf.··
2026 16. kitabı
Ama Gitme, Lavinia, sıradan bir aşk romanı beklentisiyle kapağını aralayanları, kendi karanlık labirentine davet eden bir eser. Elif Öner, okuyucuyu Leyla’nın –ya da onun dünyadaki diğer adıyla Lavinia’nın– zihninin derinliklerine çekiyor. ​Kitap, bir yazarın kendi iç dünyasıyla, yarım kalmış bir taslağın arasında gidip gelen, kararsız ve yer yer hırçın bir ruh halini yansıtıyor. Leyla'nın, aşk acısını unutmak için 6.843 mil uzağa gitmesi, sadece bir coğrafya değişimi değil; aynı zamanda "Leyla"dan vazgeçip "Lavinia"ya dönüşme çabası. Yabancı bir barda, "Kurt" ile yollarının kesişmesi ise kurgunun o tekinsiz ve tesadüflere gebe atmosferini başlatıyor. ​Okuyucular arasında ikiye bölünen bir kitap bu. Bazıları Leyla’nın o kendine has, bazen güldüren bazen düşündüren iç sesine tutulurken; bazıları anlatımın yoğunluğunu ve karakterin "bunalımlı" hallerini biraz yorucu buluyor. Ancak kitabın asıl gücü, o "zorlama" gibi hissettiren anlarında bile insanın kendi içindeki o bitmemiş hesaplaşmaları tetiklemesinde yatıyor. Leyla ve Baran arasındaki gerilim, Gözde’nin geçmişteki gölgesiyle birleşince, ortaya merak uyandırıcı bir düğüm çıkıyor. ​Ama Gitme, Lavinia, "Aşkın kendisinden daha gerçek olan tarafı"nı arayanların, yarım kalmış vedaları fısıltılarla tamamlamaya çalışanların hikayesi. Eğer satır aralarında kendi iç sesinizi bulmaya hazırsanız, bu yolculuğa çıkmaya değer.
Ama Gitme, LaviniaElif Öner · Artemis Yayınları · 2022202 okunma
Reklam