Bavulda Biriken Kelimeler ve 'Ferhanca' Bir Göçebelik
Puan vermedi·330 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:34
Eğer benim gibi iflah olmaz bir Ferhan Şensoy hayranıysanız, onun dünyasında hiçbir nesnenin sadece bir nesne olmadığını zaten bilirsiniz. Bir daktilo sadece yazı yazmaz onun dünyasında; tıkırdadıkça ömürden harfler döker. Bir bavul sadece kıyafet taşımaz; içine sığdırılmış koca bir yaşamı, hayal kırıklıklarını ve bitmeyen göçebeliği sürükler peşinden. Oteller Kitabı da tam olarak böyle bir yolculuk. Usta bizi şehir şehir, otel otel, oda oda gezdirirken, aslında o loş ışıklı koridorlarda insanın kendi içsel sürgününü yüzüne vuruyor. Arka planda hep o bildiğimiz zarif, incelikli hüzün geziniyor ama öyle ağlak bir yerden değil; tam Şensoyvari, hayata bıyık altından gülümseyen bir yerden. Dilimize kazandırdığı o benzersiz kelime oyunları, cümlelerin o kendine has ritmi bu kitapta da tam gaz, eksilmeden devam ediyor. Kendini hiçbir yere ait hissetmeyenlerin, yolda olmayı evde oturmaya tercih edenlerin ve kelimelerin o büyülü gücüne fena halde inananların dönüp dönüp okuması gereken bir başucu serüveni bu. Ama bu kitapta beni asıl vuran şey başka: Ustanın o zekice, keskin gözlemleri... Özellikle kadınlarla ilgili o şahane betimlemeleri, duygularını ifade edişindeki o fütursuz çıplaklık ve sarsıcı samimiyet... İnsanın içine işliyor. Hiçbir maskeye sığınmadan, olduğu gibi, çırılçıplak anlatıyor sevmeyi de, yalnızlığı da. Velhasıl kelam; bavulu toplama vaktidir, yolumuz yine Şensoy’un odalarına düşüyor.
Oteller KitabıFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 2018493 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 51. kitabı
Annie Ernaux’nun dilimize son çevrilen metni Işıklara Bak Canım, yazarın market günlüklerinden oluşan kısacık bir kitap. Evet, yanlış okumadınız market günlükleri. Biz markete gidince en fazla indirim kovalar, kasanın neden bu kadar yavaş ilerlediğine söyleniriz. Ernaux ise bir köşeye çekilip insanları gözlemliyor, alışveriş sepetlerinden hayat hikâyeleri çıkarıyor, tüketim alışkanlıklarından sınıfsal farklılıkları okuyor, bir market reyonunu toplumsal hayatın küçük bir modeli gibi ele alıyor. Ve bunu yaparken de gündelik olanın içindeki görünmez ayrıntıları yakalıyor. Fakat tam da bu noktada kitapla yollarımız biraz ayrılıyor. Çünkü metin yerel ayrıntılara fazlasıyla gömülüyor. Belirli bir bölgedeki belirli bir marketin işleyişi, fiyat politikaları, otopark düzeni ya da müşteri profili üzerine yapılan gözlemler zaman zaman fazlasıyla spesifik kalıyor. Bu nedenle kitap, evrensel bir noktaya ulaşamadan yerel ayrıntıların arasında sıkışıp kalıyor gibi hissettirdi. Şu ana kadar Ernaux’dan on kitap okudum. En sevdiğim kitabı hâlâ Olay. Bu kitabı ise üzülerek söylüyorum ki listenin sonuna yerleştiriyorum. Velhasıl, ne yazsa okuduğum o biricik yazarın bu kez beni çok da heyecanlandıramayan bir kitabıyla karşı karşıyayız. Üzgünüm efenim.
Işıklara Bak CanımAnnie Ernaux · Can Yayınları · 202664 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geri Verin Vaktimi
4/10
·192 syf.··
2026 61. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:19
Evlatlık edinilen bir kızın yıllar sonra biyolojik ailesine geri verilmesini anlatan kitap. Daha önce bu konuda bir kitap okumadığım için heyecanlanmıştım. Ama derin psikolojik yapı ile ayrıntılı işlenmiş karakterlerin duygu yüklü anlatımını beklerken hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü tekdüze ilerleyen, kimin neyi niçin yaptığı hep havada kalan bu da yetmezmiş gibi geri verilen kız ile biyolojik abisi arasındaki ensest ilişki beni kitaptan tamamen koparttı. Eski ve yeni yaşantı arasındaki çatışma yerine sıradan olayların tekrara düşerek yüzeysel ifade edilmesi hiç benim tarzım değil. Velhasıl popüler kültürün çok okunanlar listesinden pazarladığı vakit kaybı bir metin.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,229 okunma
Çok Tuhaftı Ağlayamadım
Puan vermedi
2026 - 32. Kitap Kitabın Adı : Çok Tuhaftı Ağlayamadım Yazarı : Bahtiyar Gül Yayınevi : Şule Yayınları Türü : Öykü Basım Yılı : Mart 2026 Sayfa Sayısı: 104 Sayfa Düşünceler : Hem biraz değişik tatz olsun diye hemde İzdiham Dergisi Trabzon okuma grubunun bu ayki kitabı olması nedeniyle genç yazar Bahtiyar Gül 'ün öykü kitabını okudum. Aynı zamanda öğretmen olan Bahtiyar Gül 'ün ikinci kitabı olan bu eser bir öykü kitabı ve içinde ondört öyküyü barındırıyor. Ondört öykü tek bir tarzda ya da belirli bir edebi çizgiye bağlı olarak yazılmamış. Klasik tarza yakın öyküler olduğu gibi post modern tarza göz kırpan öykülerde bulunuyor. Toplumcu Gerçekçi diyebileceğimiz türe yakın olanlarda var hafiften mizaha kayanlarda var. Velhasıl değişik türden öykülerle bezenmiş potpori misali her tadı vermeye çalışan bir eser. Belirli mekanların üzerinde çok durulmuş. Parklar mesela. Bazı sembollerde aynı şekilde. Fare gibi. Bir çok sembolize edilen olgu olduğunu ve bunların düşünülmesi muhtaç olarak dikkatlice okunması gerektiğini düşünüyorum. Genç yazarın hayatından izlerin olduğunu düşündüğüm bölümlerde bulunmakta eserde. Mesela en son öyküde dedeye ait bir bölüm var. Buralardan izler taşıyor yazarın memleketinden yani. Hakeza başka öykülerde de sıkça bu türden dokunmalar var eserde. Hatta birazda hayatımdan enstantanelerde hissetmedim desem yalan olur. Ayrıca Genel Kültürümüzü artıracağını düşündüğüm bölümlerde bulunmakta. ( Ayın sürekli aydınlık olan yüzü gibi ) Unutmadan ekliyeyim ki okuduğumuz bazı kitaplara da hoş göndermeler yapılıyor eserde ( Korkuyu Beklerken gibi ) Sıkılmadan kısa zamanda okudum. Okurkende çoğu yerinden zevk aldım. Herkese de tavsiye ediyorum.
Çok Tuhaftı AğlayamadımBahtiyar Gül · Şule Yayınları · 202571 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Bu invelemeyi kendime not düşmek için yazıyorum sadece. Müthiş bir kitap çünkü. 3 güzel yürekli çocuğun babasının başına kötü bir olay gelmesiyle demiryolu yakınında bir eve taşınmasıyla başlıyor macera. Güzel bir büyüme yolculuğuna şahit oluyoruz. Tren rayları etrafında sürükleyici bir hikaye. Bir sürü olay geliyor başlarına; iyi, kötü, heyecanlı. Bir çocuk kitabı mıdır bilmiyorum ama nedense küçükken okuduğum Kahraman Fenerciler'i getirdi aklıma. Bizim Türk Edebiyatı'nda var mı acaba böyle hikayeler? Velhasıl iyi kitap, güzel kitap
Demiryolu ÇocuklarıEdith Nesbit · Kırmızı Kedi Yayınları · 20202,638 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:17
"Çocukluğumu aramak bir rodeo atına binmek gibiydi; er ya da geç üzerinden fırlatılacağımı biliyordum." Alex Schulman kitaplarını okuduysanız az çok tahmin edersiniz ki, hikâyelerin sonu bir şekilde çocukluk travmalarına çıkar. Bu beni nedense hiç rahatsız etmiyor. Aksine okuduğum her kitabında düğümler çözüldükçe "Oh be!" diyor, adeta baş karakterle birlikte ben de yüklerimden kurtuluyorum. Öğretmenlik yapan kırk beş yaşındaki Vidar'ın, iki yıl önce kaybettiği babasından kalan eşyaların arasından bir telefon rehberi bulmasıyla başlıyor olaylar. İçgüdüsel bir hareketle, çocukken yaşadığı yazlık evin telefon numarasını çeviriyor ve bingo! Telefonu babası açıyor. :) Her gün aramaya başlıyor Vidar, aile bireylerinin hepsiyle konuştuğu gibi, kendi çocukluğu ile de adeta dost oluyor. :') Kendi çocukluğunuzla sohbet ettiğinizi düşünsenize.Okurken bile tüylerim diken diken oldu benim. Her aradığında ailenin yılın aynı gününü yaşadığını fark ediyor: 17 Haziran 1986. Ve bugünün bir anlamı olduğunu, bir sır taşıdığını, önemli bir olay yaşanmış olduğunu keşfediyor fakat bu gizemi çözmek tam bir yılına mal oluyor, tabii bir de akıl sağlığına. Paralel evren mi, büyülü gerçekçilik mi derken ikisinin de olmadığını çabucak anlıyorsunuz. İkisi de Schulman'ın tarzı değil zaten. Velhasıl; bir çeşit kırılma noktasının olduğu o günün, aslında sıradan bir gün olmadığını, yetişkin bir insanın hayatını bugün bile derinden etkileyecek bir yaranın aslında o gün açıldığını ve Vidar'ın belki de ruhunda buna benzer daha ne yaralar taşıdığını boğazınızda bir yumru ile idrak ediyorsunuz. Çocukluğumuzda oluşan ve bir ömür boyu kapatamadığımız o gedikler... Kiminin varlığından bile haberdar olmadığımız o koca çukurlar... Kendi çocukluğunun korkularını gidermek, ona güven vermeye, onu korumaya
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,367 okunma