📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dediler ki sevdiğin ölünce kalbinde kırk mum yanar; her gün biri söner, biri bekler. O tek mum ebediyen yanar; acını o tek mum tutar.
...
Yalanınız batsın dedim. İçimde tek bir mum kalacaktı hani; peki ne bu yürekteki bin dönümlük orman yangını?
İntikam; taş atana taş atmak değil, taş atanı unutmak, atılan taşı saklamaktı benim dünyamda. Öyle yaptım. Göğsümün ortasına, kalbimin durgun sularına atılmış o taşı, hayali bir yakut gibi boynuma taktım. Üzerine tırnağımla iki çift laf kazıdım. Güneşe doğru tutunca daha net okunuyor: "Güvendiğiniz dağlara kar yağdığında üzülmeyin. Kıç üstü oturun ve sessizce aşağı doğru kayın. Baharı görene kadar..."
Beni terk ettiğin gün, gelip yığıldığım yatağın etrafını küçük güneş toplarıyla doldurdum. Kollarımı şiş yapıp ilmek ilmek geçirdim her günü. Bir ters ördüm, bir düz. Bir günüm ters gitti, bir günüm düz. Çok git gel yaptım. Ama başardım. Yeni bir hayat ördüm kendime güneşin ipliğinden.
İpin düğümsüz ucu kayıp gitti kumaşın üzerinde. Bütün bu nakışlar, bütün bu işler, bütün bu tuttuklarım söküldü bir anda. Geriye delik deşik bir ipek kumaş kaldı elemimden. Adına yürek dediler, nasıl böyle paramparça olduğunu bilmediler. Sökülme bir kez başlayınca ardını alamıyorsun, her gün bir yerin açılıyor. Önce gözlerin, sonra ellerin, sonra aklın, sonra için açılıyor. Görmediklerini görmeye, hissetmediklerini hissetmeye başlıyorsun. Sonunda o mertebeye eriştim. Her sabah bıkmadan usanmadan her sabah penceremden girmeye çalışan güneşin ucundan tuttum nihayet bir sabah.