''Son bir şey soracağım,” dedi Harry. “Gerçek mi bu? Yoksa hepsi benim kafamın içinde mi olup bitiyor?”
"Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?
Onu yalnızca dokunarak yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden ,ayaklarını yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile ,dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.
Bazen yüksek binaların balkonlarına çıktığımda sallanırım hâlâ. içimde garip bir korku belirir. Yükseklik ya da düşme korkusu değil. Birdenbire, durup dururken atlayıvermekten ürkerim. Yıllarca kendime has sandığım bu tedirginliği başkalarının da taşıdığını sonradan fark ettim. Hatta Sartre atlama dürtüsünün varoluşsal boyutlarından bahsediyor bir kitabında. Bu,hissin manyakça olduğu gerçeğini değiştirmiyor ama marazında
yalnız olmadığını bilmek insanı bir nebze rahatlatıyor.