İlk defa bir kitap hakkında inceleme yazıyorum, ilk defa bir kitap hakkında inceleme yazmayı bu kadar çok istiyorum. Çünkü benim için olan anlamı içime sığmıyor, bardağı taşıran su damlalarını yazıya dönüştürmek istiyor. Bunları yazarken elime yüzüme bulaştırmaktan korkuyorum. Benim için derin olan anlamını, kurduğum cümlelerle sanki bir kuş tüyü kadar hafifmiş gibi gelmesinden korkuyorum. Yeraltımın yanlış anlaşılmasından korkuyorum. Yeraltından Notlar hakkında yazmayı düşünürken nesnel bir şekilde yazacağıma karar kılmıştım ama olmuyor işte. Yazmaya başlayınca bu cümlelerin hiçbiri yoktu sanki bunları bilinçdışı bir şekilde yazıyormuşum gibi, yaprakların kendilerini hiç tereddüt etmeden esen rüzgara bırakıp dansa kalmaksı gibi kalemim. Abarttığımı düşünebilirsiniz lakin inanın ki bu hafiflemiş hali, hiçbir kitapta kendime bu kadar yakın olmamıştım hatta olamamıştım. Bunu yazıp yayınlandıktan sonra pişman olmak istemiyorum, kendimi kınamak istemiyorum.
15 yaşındaydım, birden anlamadığım bir şekilde kitaplara ilgim uyanmış okumak için kitap bakmaya başlamıştım. Tabii ilk defa kendi isteğiyle kitap okumak isteyen birinin seçeceği kitaplar bellidir; Suç ve Ceza, Şeker Portakalı, Sokrates'in Savunması ve bunlara benzer birkaç tane kitap daha. Tam bu kitapları alıp alışverişi bitirmek üzeredeydim ki birden gözüme "Yeraltından Notlar' adlı kitaba takıldı. Daha önce adını hiç duymamıştım, kitap okumayı sevmezdim o yüzden olsa gerek sürekli okulda bahsedilen kitaplar dışında kitap bilmezdim. İsmi ilgimi çekmişti -bir kitap alırken benim için isim ve yazar önemlidir zaten konuya bakmazdım, bakmıyorum da-. Ya bir iç çöküntüyü anlatıyor ya da yeraltından insanlara sesleniyordu, diye düşünmüştüm bana beni anlatacağından habersiz. Aldıktan hemen sonra okuyamadım çünkü bazı