Şu seven yüreğim benim,
Dilediğini kendi seçmeye başlar başlamaz,
İnsanları birbirinden ayırt etmeyi bilir bilmez
Çözülmez bağlarla bağlandı sana. Çünkü sen
Dertler içinde dertlenmeyen adamdın,
Hep güler yüzle karşılıyordun,
Kaderin acı tatlı bütün cilvelerini.
Ne mutlu o insanlara ki,
Uzlaştırıp alkışlarıyla yüreklerini
Birer kavala dönmezler kör feleğin elinde,
Onun dilediği sesleri çıkararak.
Tutkuların kölesi olmayan kim varsa gelsin
Ona da açıktır yüreğimin derinleri,
Yüreğimin seni sakladığım en sıcak yeri.
Amma da uzattım sözü...
Keşke sadece tembellik yüzünden hiçbir şey yapamasaydım. Tanrım, o zaman kendime ne büyük saygı duyardım. Tembellik de olsa belirli bir özelliğe sahibim, buna eminim diye kendime saygı duyardım. Ben için, "Kim bu adam?" diye sorulunca "Tembelin biri" cevabını verirlerdi ki, bunu duymaktan son derece hoşlanırdım. Benim de kendime göre bir niteliğim, hakkımda söylenecek söz olurdu.
Artık kırk yıl, durmadan, uğradığı hakaretin, en utandırıcı ayrıntısına kadar hatırlayacak, her seferinde kendinden de büsbütün yüz kızartıcı şeyler ekleyerek bu uydurmalarına alabildiğine üzülüp sinirlenecektir. Bir yandan kurduklarından utanır, bir yandan da kafasını kurcalaya kurcalaya "olabilirdi" bahanesiyle olmuşları alabildiğine şişirir, eklemeler yapar ve hiçbir şeyi affetmez.