Genel olarak yorumlara baktığımda kitabın 1. bölümünün daha akıcı olduğu söylenmişti. Açıkçası ben kitabı oldukça durağan buldum. Fakat insanoğlunun ne kadar vahşi, acımasız, kibirli ve menfaatçi bir canlı olduğunu tasdikleyen distopik bir eser diyebilirim. Çok beğenmedim. 10 üzerinden 6 veririm.
Reika'nın yerine o kadar hızlı geçti ki okuması çok zevksiz oldu. Bu yüzden yarım bırakıyorum ama belki daha sonra tekrardan bir şans veririm, şu an vakti değilmiş belli ki.
Kusursuz Yabancı’yı sonunda bitirdim! Okumam beklediğimden çok çok daha uzun sürdü ama zateb bahsedeceğim. Öncelikle kitabın konusu hakkında az çok bilgiye sahiptim ama asıl alma sebebim Sezin ablanın benim kitabı seveceğimi söylemesiydi. Tamamen onun etkisiyle ve daha öncesinde okuduğum kitaplarını sevmiş olmamla birlikte zaten hemen okumak istediğim bir kitaptı. Açıkcası konusu gerçekten çok güzel düşünülmüş ve bence çok potansiyel bir konuydu. Kitap boyunca teori üretmekten bir hâl oldum. Hatta ilk gün her aklıma gelen teoriyi yazara da yazıyordum. Ancak ben mi çok uçuk düşündüm yoksa olayların çözümü mü kitabın yanında çok basit kalmıştı inanın bilemiyorum. Kitaba büyük bir beklentiyle başladım zaten ve başlarda beklentimi de karşıladı aslında. Ancak sonrasında bir psikolojik gerilim kitabında istemeyeceğim kadar çok betimleme okumaya başladık ve o betimlemeler biraz okuma hevesimi kırdı. Ben kitabı başladığım gün bitiririm derken kitabı bitirmem 4 KOCA GÜNÜMÜ aldı. Tabii burada benim de tembelliğim vardı ancak yine de konu bakımından beni merak ettirip kitabın başında tutubilecek potansiyele sahipken betimlemeler nedense konudan ara sıra sapıyormuşuz gibi hissettirdi, dikkatim dağıldı ve kitabın dinamiğini bozdu. Bu kadar fazla betimleme olmasaydı kitabın dinamiği korunur ve okuyucuyu kitabın başında tutardı diye düşünüyorum. Bir de belki sonu çok daha farklı olabilirdi. Yine bir ters köşe vardı ama zaten kitap boyunca gözümüze soktuğu şey, şüphelendiğimiz şey sorumlu çıktı olaydan. Benim öyle bağlantılarla öyle teorilerim vardı ki, açıkcası biraz hayal kırıklığına uğradım. Biraz hedef saptırılabiliedi bence. Yine de ters köşenin bağlantılarla planlanmış olması hoşuma gitmedi değil. Kitapta şaşırdığım bir çok yer vardı bu arada ama beklediğim kadar gerildiğim bir
Yürütemedim ben bu kitabı ya. Okumaya çalışanlara başarılar diliyorum. Belki başka bir zaman diliminde yine şans veririm ama şu an gitmiyor ve bu kitabı bitirmek istediğim için de başka kitap başlamadım. Yaklaşık 1 aydır kitap okumuyorum. Neyse bıraktım işte en sonunda
Resmen ite kaka verdim bu yıldızı.. Hatta kitabın ilk bölümlerini okurken bu anlatım şekliyle devam ederse ben 1-2 yıldız ancak veririm diye okudum kitabı.. Dönemine göre kurgu farklı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir ama 2026 yılında okununca bu ne ya dedirtti bana :( Okuduğum eski baskılarından biriydi, umarım elden geçirilmiştir tekrar basılırken. Çünkü bendeki hali off yazım hatalarıyla beni çileden çıkarttı. Hiç mi bir editör okumadı bunu Allah aşkına! Yazar bunu yazdı siz de yayınevi olarak wattpad versiyonunu kopyala yapıştır yapıp bastınız mı ne yaptınız? de, da ayrımını falan unutun zaten ama bazı yerlerde cümlenin öznesinin 1.tekil ile başlayıp yüklemin 3.tekil şahsa göre bittiğini düşünün falan.. Bir de sürekli direkt kelimesi yerine direk yazmışlar. Tam bir felaketti..
Gelelim kurguya.. Farklı bir şeyler yapılmak istendiği çok belli.. Aslında sevdim de ama ilk bölümlerdeki o anlatım neydi öyle.. Aşkın zaten yeterince itici bir karakterken Ateş de bu kadar uçlarda mı yazılmış olmalıydı bilmiyorum. Bana tutunacak pek bir dal bırakmamış sağ olsun. Yine de Aşkın'ın yanında melek gibi kalıyor adam.. Kurgu wattpad anladım ama kitap o kadar argo, küfür ve +18 sahne içeriyor ki bu kadar küçük yaştaki bir kitle nasıl okuyabildi anlayamıyorum.
Ah bir de o "hidrolik asit" sahnesi neydi!!! Hiç mi araştırılmadan yazıldı bu kitap.. Bir kimyager olarak gözlerim kanadı okurken.. Hayatımda böyle bir asit türü duymamıştım. Breaking Bad izleyenler bilir, orda delilleri yok etmek için hidroflorik asit kullanılıyordu. Sanırım yazar da bu sahneden esinlenmiş. Keşke hangi asit olduğunu öğrenseydi de yeni bir asit türü yaratmasaydı.
Bu arada kitap bilimkurgu tarzında öğeler de içeriyor. Ateş'in adasında geçen bölümler bana direkt Johnny Depp'in oynadığı "Transcendence" filmini
Zaman hırsızları ve zaman dedektiflerinin mücadelesi çok heyecanlıydı. Sanki onlarla Yerebatan sarnıcı'na indim, Galata kulesi'ne çıktım, kız kulesine girdim.
Tarihi, zamanı silmek isteyen zaman hırsızları sırasıyla yere vatan sarnıcı, Ayasofya, Topkapı sarayı, Galata kulesi ve kız kulesi'ni ele geçirmeye çalışır. Her seferinde zaman dedektifleri harika bir iş çıkarır.
Aylin teyze karakteri en sevdiğim karakter oldu kesinlikle. Lumos içimi ısıttı resmen. Ayaz'ın yeme istekleri doruk'un sınavdan kaçışları, Sena'nın hızlı düşünceleri bu dörtlüyü harika bir takım yapti. Yoksa beşli mi deseydim?
Çocuklara tarihi, mimariyim sevdirmesi, geçmişini birine veririm ben önemini, zamanın kıymetini ve en çok da arkadaşlığı ele alıp ütümü çok başarılıydı bence. Dili sade, akıcı ve tam da 9 yaş ve üzeri için esprilerle canlı tutulması hikayeyi daha soluksuz okuttu bana ve oğluma. İkimiz de kitabı okurken sürekli haritanın başındaydık. Bitirdiğimizde ise çocuklarımla kitapta geçen dört yere gitmiş olmanın mutluluğunu yaşadım. Sadece kız kulesine çocuklarla henüz gidemedik. İstanbul'a gidince ilk adresimiz belli oldu böylece.