rylan

Müdür soğuk bir tavırla, "Fabrika hayır işleriyle ilgilenmiyor," dedi. "Emrediyorum, herkes hemen işinin başına!" Kimseye bakmadan, bastığı yere dikkat ederek demir yığınından iniyordu. Kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Durdu müdür, “Ne oluyor?” diye sordu. Herkes sustu, ancak uzaktan bir yerden tek bir ses geldi: “Git kendin çalış.”
Reklam
"Siz ne derseniz deyin. Ama içinden Tanrı’yı koparıp alırsanız beyler, hüzne kapıldığında bu yaşlı kadının yaslanacağı bir şeyi kalmayacak."
"Yoldaşlar!" diye tekrar etti. Bu sözcüğe heyecanını, tüm gücünü yüklemek istiyordu. "Kiliseler, fabrikalar inşa eden, madenleri eritip zincir ve para yapan insanlarız bizler. Herkesi beşikten mezara kadar yedirip içiren, yaşatan o gücüz." "Her zaman, her yerdeyiz biz, çalışmada en önde, ama yaşamın sonunda... Peki, bizi düşünen kim? Bizim için iyi bir şeyler yapmak isteyen kim? Kim insan olarak görüyor bizi karşısında? Hiç kimse."
"Her şeyde, sevinçte de acıda da birliktesiniz." "Evet, her şeyde, teyzeciğim, her şeyde," diye haykırdı Ukraynalı. "Bizim için halklar, uyruklar yoktur, yalnızca arkadaşlar, yoldaşlar ve yalnızca düşmanlar vardır. Bütün işçiler yoldaşımızdır bizim, bütün zenginler, hükümetler de düşmanımız... Dünyaya iyi niyetli gözlerle bakarsanız, biz işçilerin ne kadar çok olduğumuzu, ne büyük bir güce sahip olduğumuzu görürsünüz. Bu sevinçle doludur yüreklerimiz, böylesine büyük bir coşku vardır göğsümüzde. Hayata baktığında bir Fransız, bir Alman da yüreğinde aynı sevinci hisseder, bir İtalyan da öyle... Hepimiz aynı ananın evlatlarıyız; yeryüzünde bütün ülkelerin işçilerinin yenilmez kardeşlik düşüncesinin çocukları... Isıtıyor bizi anamız, gökyüzünde adaletin güneşidir o... yüzü ise işçinin yüreğinde... ve sosyalist olduğunu söyleyen herkes bugün de, yarın da, yüzyıllar boyunca da ruh kardeşimizdir."
Ancak, dışarıdan gelenlerin bazıları kimi zaman mahallede duyulmamış, görülmemiş şeylerden söz ediyorlardı. Kimse tartışmıyordu onlarla, ama anlattıkları tuhaf şeyleri pek inanmadan dinliyorlardı. Onların bu anlattıkları kimilerinde kör bir öfkeye yol açarken bazılarının belli belirsiz bir endişeye, bazılarının ise bilinmez umutlara kapılmalarına neden oluyor, bu yüzden de kendilerini rahatsız eden, istenmeyen bu endişeden kurtulmak için daha çok içmeye başlıyorlardı.
Reklam