Bu yılın son demlerindeyiz artık. Kiraz ağaçları çiçek açmayacak. Gözyaşları pınarlarda durmayacak. Kurşuni bir aralık gecesi son bulacak içimdeki bu hezimet. Sonbahardan arda kalan yapraklar yama olacak kalbimin sızısına. Anneler ağlamayacak daha fazla. Sarmalanmak isteyen bedenler tuvale yumuşakça dokunan fırçaların ucunda kavuşacak o tamahkar kucaklaşmalara. İnsanın ruhu renk renk dökülecek paletin en keskin çizgisine doğru. Bu habis yakarışlar içinde kaburgaların arasına dizilecek köprüler kalbimiz ardınca. Tüm bunlar olurken, sokaklar susmayacak. Sokak lambaları ışıyacak boylu boyunca, uçaklar gökyüzünde iz bırakacak yaramaz çocuklar misali. Kaldırım kenarları çiçek açmayı bırakacak, karlar altında sonsuz uykuya dalacak mezardaki tüm fani bedenler gibi. Üşürlerse üzerlerini örterim. Ağaçlar üryan, kimsesiz soyunacak acımasız kışın kollarına. Kuşlar pencere pervazında ninniler söyleyecek gecenin en ücra vaktinde. Ve ben yine aşkı çağıracağım başucuma. Her saat, her gün, her ay, nefesimin tükenip eksilmeye yakın güç bela yettiği her sene olduğu gibi o aralık gecesi de aşkın adını haykıracağım kucağımda sepet dolusu umutlarla...