insanların dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
ah! her yıl yarım düzine öğrenci, doktor, avukat, öğretmen olup köylerine, küçük kasabalarına, iyilik yönünde hareket etmeye, bu amaçla hiçbir konuşma fırsatını kaçırmamaya iyiden iyiye kararlı olarak dönse, herhangi bir adaletsizliğin aktif ve kalıcı bir tepki göstermeksizin geçip gitmesine izin vermeyip durumu iyi olmasa da herkese saygısını göstermeyi ihmal etmese, sosyal ilişkilerine daha çok şefkat, daha gerçek bir eşitlik, daha fazla hoşgörü soksa, yirmi yıla kalmaz anavatanın, herkesin vatanının mutluluğu için, yeni bir soylu sınıf ortaya yeniden çıkar ve kesinlikle ona saygı duyulur, herkesin iyiliği için mutlak güç kazanırdı. üniversiteden çıkıp da baroya, tıp vb. dünyasına giren ama bu mesleklerde sadece gelecek parayı hesaplayıp aptalca ve bayağı tarzda eğlenmekten başka bir şey düşünmeyen her genç adam, acınacak bir sefildir.