Eve dönerken trende kendime tekrar tekrar aynı şeyi söyleyip durdum. "Artık her şey sona erdi, unut hepsini" diye. "Zaten bunun için gelmemiş miydin buraya?" Ama ne Naoko'ya duyduğum aşkı ne de onun ölmüş olduğu gerçeğini unutabildim. Hiçbir şey sona ermemişti çünkü.
Çok uzak yerlerin hikâyelerini dinlemeyi daha çok severim. Bu hikâyeleri zihnimde depolarım; kış uykusuna yatan bir ayı gibi. Gözlerimi kapatınca caddeler ortaya çıkar, evler görünür, insan sesleri duyulur. Uzaklardaki, sonsuza dek o halleriyle kalacak insanların yaşamlarındaki usul ve net hareketleri bile hissedebilirim.
"Neden hiç kimse oradan ayrılmıyor peki?" diye sordum.
"Yaşaması daha rahat bir gezegen mutlaka vardır."
"Bilmem ki. Sanırım doğdukları yer olduğu için. Ondan olmalı."