Sen kuyudayken bir buçuk milyar yıl geçti. Siz dünyalıların deyişiyle, zaman su gibi aktı. Çıkıp geldiğin geçit aslında bir zaman tüneliydi. Diğer bir deyişle, biz zamanda geziniyoruz. Evrenin yaratılışından yok oluşuna dek. Bu yüzden de bizim için ne doğum ne de ölüm var. Rüzgârız biz..
Hayat boştur. Ancak, kurtuluş da vardır. Demek istediğim, en başta, her şey bu kadar boş değildi. Aslında bizzat biz çalışıp çabalayarak, var gücümüzle uğraşarak anlamın içini boşaltıp onu bomboş hale getirdik.
Güçlü kişiler olduğu gibi zayıf olanlar da vardır, nasıl ki zenginler olduğu gibi fakirler de varsa. Fakat, sıra dışı bir güce sahip olan kimse yoktur. Herkes aynıdır. Bir şeylere sahip olanlar sahip olduklarını bir gün kaybetmekten endişe eder, hiçbir şeye sahip olmayanlar da ömür boyu asla bir şeye sahip olamayacak mıyım acaba diye düşünürler. Herkes aynıdır. Bu yüzden, bunu fark eden kişi bir an önce daha güçlü olmak için çaba göstermelidir. Güçlüymüş gibi yapsa da olur. Sence de öyle değil mi? Gerçekten güçlü olan kimse yoktur. Güçlüymüş gibi yapanlar vardır yalnızca.
"İşte ben yazarken, o yaz öğleden sonrasını ve ağaçlarla çevrili tümülüs mezarı getiriyorum aklıma. Ve şöyle düşünüyorum: Ağustosböcekleri, kurbağalar, örümcekler, yaz çimenleri ve rüzgâr hakkında bir şeyler yazmak ne kadar harika olur."