Yorgunluğun bir ağ gibi üzerime gerildiği gecelerde
Düşündüğüm ne çok şey vardı
Neden boyunbağı takmadığımı düşünürdüm
Bir sevgilim olmadığını sonra
Hep kendimizden konuşacaktık belki
Bana pop müziğinin inceliklerinden söz edecekti
İnanmayacaktım...
Tunçtan bir bakireyim, duruyorum Midas'ın mezarında;
aktıkça sular, çiçek açtıkça ulu ağaçlar ışıyıp
durdukça güneş ve pırıl pırıl ay çağladıkça ırmaklar,
deniz kabardıkça, durup nice gözyaşlarının mezarında
diyeceğim hep gelip geçene:
Burada yatıyor Midas.
Yatıyor tepede güzelim Adonis, ak kalçasında ak dişlerden bir yara, yas tutuyor Kypris sönüp giderken soluğu Adonis'in, damlarken kanı kar beyaz tenine, bulutlanıyor gözleri kaşlarının altında; bir gül uçuyor dudaklarından, ve ölüyor o gülle, Kypris'in hiç alamayacağı öpücük. Bir zevk Kypris için ölüsünü öpmek Adonis'in, ama anlamıyor ölü Adonis Kypris'in öptüğünü. Ağlıyorum Adonis için. Karşılık veriyor
Aşk Tanrıları ağlayarak.