Kokunun sindiği her seyi topladım. O kokuyu ordan sıyırıp bir şişenin içine falan saklayabilsem, dünyanın en mutlu adamıydım. Denedim, yapamadım. Onu yapabilsem bir sonraki fazda bakışlarını toplardım. Şuraya da bakmıştı, buraya da değmişti gözü, şuraya bakarken gözlerini kırpmış, şu pencerede dalıp gitmişti der, bakışlarını başka bir şişede damıtırdım.
Onu başarsam do kunuşmalarına takardım kafayı. Parmak izlerini toplardım üzerinden. Yorganı açarkenki o el hareketin orda duruyor, çay bardağım kavrayışın, elektrik düğmelerini şak diye indirişin, giderken kapının kulbuna son dokunuşun... Hepsi duruyor.
Bütün hareketlerini, adımlarını, oturuşunu, dokunuşunu, parmak izlerini, varlığının havada bıraktığı rüzgårı toplar onları seyreltirdim. Düşünsene beher kapta hayaletin kaynıyor... Varsın, ordasın, ama yoksun... Fakat fen hiç ilerlemmeiş Muazzez, seni geri getirmenin formülünü bulamadık ya.
Bırak Nobel ellerin olsun.