Papaz şimdi Avrupa fabrikalarını anlatıyor; muhatabının cehaletine karşı hâkimane bir tavır alarak, çalışma saatlerini, ücretleri, bütün bu yoldaki kanunları, kavgaları, isyanları, hepsini birer birer, mühim kelimelerin üzerine dura dura izah ediyordu. Sonra hâlâ, devam eden kayıtsızlığa karşı duyduğu nefretlerini, şüphelerini söyledi; fabrika sahiplerinin bugünkü halde kalmak için müracaat ettikleri hileleri, tarafgirlikleri anlattı;sonra ayrılırken:
“Daha çok öldüreceksiniz…”diye söylendi.
Hasip Efendi bugüne kadar zannederdi ki hükümetin bu işe müdahale hakkı yoktur. Bunlar yalnız fabrika sahiplerinin takdirine, merhametine; halkın ricasına, niyazına bağlıdır; amele koruyucusuzdur, ölüme mahkûmdur, amir daima, daima zenginlerdir. Şimdi anlıyordu ki milletin menfaatleri üzerine titreyen kuvvetli bir kalp lazımdı, onu ikaz etmeli, zorlamalıydı. Birden fabrika sahiplerini hatırlayarak: “Hainler,” dedi, “acaba siz ameleyi bu himayeden mahrum bırakmak için hangi tedbiri buldunuz?”