İnsanın vicdanına dokunan çok güçlü bir sorgulama metniydi. Kitabı okurken olaylardan çok, bir insanın ölümünü gün gün beklemesinin ağırlığını hissettim. Victor Hugo idam mahkûmunun korkusunu, çaresizliğini ve yalnızlığını o kadar gerçek anlatıyor ki bazı sayfalarda insan ister istemez durup düşünüyor: “Bir insanın hayatı gerçekten bu kadar kolay sonlandırılabilir mi?”
En etkileyici tarafı ise mahkûmun adının bile olmamasıydı. Böylece karakter tek bir kişiden çıkıp herkes olabilecek birine dönüşüyor. Roman kısa olmasına rağmen psikolojik olarak oldukça yoğun bir kitaptı. Özellikle mahkûmun son saatlere yaklaştıkça yaşadığı iç çatışmalar beni gerçekten etkiledi. Okurken bazen onunla birlikte nefesim daralmış gibi hissettim.
Ben kitabı sadece edebi yönüyle değil, insana empati kurdurduğu için de çok sevdim. Bitirdiğimde aklımda kalan şey olay örgüsünden çok hissettirdiği o ağır duygu oldu. Bazı kitaplar okunur ve unutulur; ama Bir İdam Mahkûmunun Son Günü insanda uzun süre kalan bir iz bırakıyor.