dora

dora
@viaslies
polisin bir boka yaramadığı ütopik ve egzotik hikaye
1/10
·448 syf.··
2022 40. kitabı
Şu anda sırf yüz elli karakter dolsun diye yüz elli sayısını rakamla değil alfabeyle yazdım. Evet, bu da yüz elli karakter dolsun diye bir cümleydi. Kitabı bulduğunuz en yakın çöpe atın. Bu kadar. Teşekkürler.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının HikayesiBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201724bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aidiyetsizlik
9/10
·336 syf.··
2022 39. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2022 02:39
Kitap bitti. Kitap, şakasız elime ulaştığı gün bitti. Yazarın dili gerçek anlamda çok akıcıydı, artı olarak çerezlik bir şeyler okuyup kafa dağıtma ihtiyacım baskın geldi. Bundan ötürü kitabı günlere bölerek okumak istesem de tekte bitti. Fakat benim asıl değinmek istediğim bu değil. Bir ruh düşünün, nedeni belirsiz bir şekilde doğduğu günden itibaren her gün, başka insanların bedeninde can buluyor. Kız, erkek, şişman, zayıf, engelli fark etmiyor. Bu şekilde günbegün büyüyor, her gün farklı yaşamlara adapte olurken aslında hiç varolmamış benliğini kaybediyor. Bu böyle süregelirken bir gün, bir kıza aşık oluyor. Kitabı alırken özgün konusundan etikelenmiştim ve baş karakterinin beni bu denli etkileyeceğini düşünmemiştim. Her geçen paragrafta A'ya biraz daha bağlandım ve onun mutlak çaresizliğini kendimde hissettim. A, her gün yeni bir bedende uyanmasından ötürü derin bir aidiyetsizlik duygusu çekiyordu kendi içinde. Özellikle Marc'ın büyükbabasının cenaze töreni biterken düşündükleri, çaresizce ağlayışı ve kaderini kabullenişi çok dokundu bana. Aslında fantastik kurguları okurken okuduklarım realiteden uzak olduğu için ve yaşadığımız gerçeklikte bu tarz şeyler yaşanmayacağı için beni etkilemezdi. Fakat bu kitapta yazar sade ama etkileyici dilini kullanırken, A'nın başına gelenleri biz A'nın gözünden okurken, olağan bir şeymiş gibi bahsediyordu. Olay da buradaydı zaten, bu da benim okurken olanları kendi çapımda normalleştirmemi ve içselleştirmemi sağladı. En başlarda A, beden değiştirirken adapte olamadım. Çünkü bir kız, bir erkek oluyordu ve bu da tıpkı benim gibi Rhiannon'ın da zihnini bulandırıyordu. Yine de bütün bunlara rağmen A'nın aşkı her zaman sabit kalıyordu. Sonra bakış açımın yanlış olduğunu anladım. A, hiçbir zaman ona damgalanmış bir beden üzerinde
1000Kitap
Her GünDavid Levithan · Pegasus Yayınları · 20152,179 okunma
bazen kelimeler çok can yakar
Puan vermedi·375 syf.··
2022 12. kitabı
Adı Afganistan'daki uçurtma yarışlarından gelen, oldukça meşgul olduğum bir sınav dönemine denk gelse de, çabucak bitirdiğim bir kitap oldu Uçurtma Avcısı. Konusuyla ve popüleritesi ile oldukça ilgimi çekmişti zaten. Kitap, Afganistan'da yaşayan zengin ve köklü bir ailenin Peştun çocuğu Emir ile onlara babasıyla birlikte hizmet eden Hazara çocuğu Hasan'ın arkadaşlığını anlatıyor. Yetmişinci sayfalara kadar adeta bir peri masalı gibi ilerleyen roman, Hasan'ın başına gelen travmatik bir olayla değişiyor. İlk olarak şunu söylemeliyim. Of, çok doluyum. Okuduğum yerlerin çoğunda yutkunamadım ve boğazıma oturan lanet olası yumruya engel olamadım. Gerçekten yürek yakıcı bir hikaye. Hasan'ın masumluğu, sıfır art niyete sahip kalbi ve fedakarlığı beni gerçekten etkiledi. Kitap boyu Emir'e bir türlü ısınamadım. Hasan'ın başına gelenler sırasında ses çıkarmaması beni oldukça kızdırdı, biliyorum o da çocuktu ama ne olduğunun ve ne yapması gerektiğinin gayet de idrakındaydı. Emir, bütün hayatını tam anlamıyla bir korkak gibi geçirdi. Sadece beni ona yakınlaştıran nokta Sohrab için yaptıklarıydı. Fakat kitapta okurken insanı can evinden vuracak nokta bana göre, Sohrab'ın babasının kaderini yaşamasıydı. Hasan çocuğu için iyi bir gelecek hazırlamak için didinirken çocuğunun da başına aynı şeylerin gelmesi beni kahretti. Kitap, tam anlamıyla toplumsal bilinç oluşturmak için yazılmış. Hala süregelen Hazara ve Peştun ayrımına, kadınların mahrum bırakıldığı haklara, savaş dönemine ve pedofiliye güzel bir şekilde dem vurulmuştu. Ayrıca kitabı okurken özellikle son dönemlerde Afganistan'ı ele geçiren Taliban hükümetinin de ne halt olduğunu iyice anlamış oldum. Bazı kişiler kitabı "modern anne kitabı" olarak nitelendirip, olayların aşırı hümanistçe yazıldığını ve pozitive edildiğine
1000Kitap
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
nefretin saf hali
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
"Öp beni yine, gözlerini de gösterme! Bana yaptıklarını bağışlıyorum. Ben kendi katilimi seviyorum; ama seninkini, onu nasıl sevebilirim?" Ah. Sadece bir ah. Uğultulu Tepeler benim kalbimin yansıması, o yüzden yorumlamak zor olacak. Hiçbir karakterini, Edgar dışında, sevmediğim bu kitap en sevdiğim romanlar arasına girdi. Evet, hiçbir karakterini sevmememe rağmen sevdiğim tek kitap. Kitap, zengin ve köklü Earnshaw ailesinin o dönemki başı, Mr. Earnshaw'ın bir şehir gezisi sonrası Liverpool sokaklarında bulduğu açlıktan ölmek üzere olan bir oğlan çocuğunu evine getirmesiyle başlıyor. Ardından bu çocuğa Heathcliff ismini koyuyor. Evdeki Hindley adlı çocuk tarafından yıllarca zorbalığa ve kötülüğe uğramasından ötürü Heatcliff, evdeki diğer çocuk, tipik bir burjuva kızı olan Catherine'e tutunuyor. Ardından, aşk ve nefretle körüklenen bir intikam hikayesi başlıyor. Bakın, bir intikam hikayesi diyorum. Pek çok kişi bu romanı bir aşk hikayesi olarak betimleyebilir, ama öyle değil. Genellikle yazarlar iyi kalpli ve cesur başkarakterler yazmaya çalışır. Ama Heathcliff tam anlamıyla bir antikahraman. Kötülüğün saf hali. Kindar, kötü kalpli, şiddete eğimli birisi. Buna rağmen birisini seviyor. Öyle çok seviyor ki onun için her şeyi feda etmeye hazır. Catherine ve Heathcliff arasındaki aşk, çocukluktan başlayıp ileriki yıllara kadar uzanıyor. Evet, ikisi de birbirine aşık ama Heathcliff daha çok seviyor. Çünkü Catherine Heathcliff'e aşık olmasına rağmen sırf statüsü düşük diye, ona olan bütün aşkını göz ardı edip zengin ve ona karşı ilgili olan Edgar Linton'la evleniyor. Edgar'la evlenerek Edgar'ı da mutsuzluğa mühürlüyor. Bu açıdan Catherine, kitapta Heathcliff'ten sonra en fazla nefret ettiğim karakter. Bencil, vurdumduymaz ve patavatsız. Bunları söylediğimde o iki
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,9bin okunma