Sanırım hiç yumuşatmadan, direkt bodoslama dalacağım. Bu kitabı ne zaman görsem “ağlattı”, “yürek burkan” gibi birçok yorum okuyordum. Açıkçası evet, biraz gözlerim doldu; o da Neil’in ölümüne. Gerçekten üzüldüm,ama beklentim bununla sınırlı değildi...
Ne yazık ki beni o kadar da etkilemedi. Özellikle Neil’in ölümü bana göre inandırıcılığını yitirdi. Sanki 135 sayfa boyunca hiç drama yokmuş da, “biraz daha drama katalım” dercesine eklenmiş bir sahne gibiydi. Onu öldürmek yerine, babasına karşı bir mücadele okumak ve onun sonunda kaybetmesi,böyle bir sona sürüklenmesi çok daha etkili ve yürek burkan bir etki bırakabilirdi. Ama bu kadar çabuk, oldu bitti bir şekilde ölmesi okuyucuya geçmesi gereken o dramı çok yüzeysel bıraktı.
Çocukların inancını yıkmak ya da “illa bir mesaj vereceğiz” diye böyle bir trajediye gerçekten ihtiyaç var mıydı, bence tartışılır. Yine de okuduğuma asla pişman değilim. Sadece çok daha fazla potansiyeli olan bir konusu vardı o da çocukların hayalleri gibi yarım kalmış...
Puanım: 10/6,5
Hangi kahramanın derdi iklim krizi olabilir ? Sihirli kızların olabiliyor işte...kapağını beğendiğim için aldığım kitabın içeriğini de beğenmek pek de şok etmedi beni. Bir günde bitirdim ve bayıldım. Gerçekten bayıldım. Hızlı okunmasına veya başından kaldırmamasına bir şey demeyeceğim ama eğer evini yağmur suyu dolduğu için endişelenen veya bir nevi dünyayı kurtardığı için sevinmek yerine markette ki vardiyasına yetieşemediği için dertlenen bir kahraman okumamak isterseniz muhakkak bir şans verin... Park Seolyeon
Hani 4 kere seviştiğin kadını tanımıyorsun,üstelik para veriyorsun. Sen erkeklerin özeti falan mısın pislik Bay R. Bir de yazar,tü sana. Hayır uşağın tanıdı,yaşlı başlı adam...
Mrs.Bennet...lütfen öl ya. Okuduğum kitaplar arasından sanırım en gıcık olduğum,konuşmalarına dayanamayıp atlaya atlaya geçtiğim başka bir karakter olmadı...nefret!
Sarı Yüz, sosyal medyada gözüme çarptığı için arkadaşım ile ekim ayının ilk kitabı olarak seçip aldığımız bir kitap oldu. Okuması insanı yormayan, akıcılığı ilk sayfadan son sayfaya kadar devam eden bir kitap olduğunu söylemek istesem de kitap bir yerden sonra tıkandı gibi bir hissiyat veriyordu. Çin, beyaz ırk ayrımı artık o kadar gözümüze sokulmaya başlamıştı ki bir yerde ' öf baydı bu da' dediğim bir çok yer vardı. Ana karakterin ağzına çarpma isteği ise bambaşka bir yere evrildi. Aslında bir nokta da etik kurallara ne kadar aykırı bile olsa onu anladım. Çamura batmıştı ve artık bu çamuru kabul etmekten de başka şansı yoktu. Ya sonuna kadar kendini savunurdu ya da tozlu sayfalara adı hırsız olarak geçerdi ki o belki birçok kişinin yapacağı şeyi yaptı ve hırsızlığını savundu. Evet kitap onun değildi ama emek vermişti, evet hırsızdı ama çaldığı şeyin cilasını o kadar iyi yapmıştı ki zihni kabullenmişti ama evet insanı sinir eden, insanda dövme isteği uyandıran gıcık bir karakterdi. Gerçi kitap içerisinde bir tane sevilecek bir karakter yoktu...kitabın sonuna geldiğimde yazar insanı iki noktaya sürüklüyordu, June'nin yerinde olsan ne yapardın ? Büyük ihtimalle ölü olduğunu bildiğim bir arkadaşımın dirilmesinden pek şüphe etmem ve Candic'i merdivenlerden itme isteğini de bastırmazdım...Sarı Yüz 21.Yüz yılın en önemli kitaplarından mı emin değilim The New York Times ama 10/7 lik bir puanı da benden kaptı.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,1bin okunma