"yıllardır hiçbir şey benim için yolunda gitmedi."
"kaç yıldan beri?"
"on iki, on üç... babamın hastalandığı yıldan beri. ondan öncesi hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. hep kötü şeyler oldu. biliyor musun, başımın üzerinden hep kötü rüzgarlar esiyor sanki."
"rüzgarlar yön değiştirir."
"gerçekten böyle mi düşünüyorsun?"
"günün birinde mutlaka değiştirecektir."
"tek başıma kalınca, kafamın içinde bir sürü insanın konuştuğunu duyuyorum sanki... tanıdığım kişiler, tanımadığım kişiler, babam, annem, okuldaki öğretmenim, bir sürü insan."
başımla onayladım.
"hepsi de nefret dolu şeyler söylüyorlar bana. geber, diyorlar ya da daha kötü şeyler söylüyorlar."
bardağındaki buzu başparmağıyla döndürüp gözlerini ayırmadan beyaz masa örtüsüne bakıyordu.
"şey... ben öldükten yüz yıl sonra benim bir zamanlar var olduğumu kimse hatırlamayacaktır, öyle değil mi?"
"hatırlamayacaktır sanırım," dedim.