Rumeysa Menekşe

Mutluluk denen şey, ürkek bir kuştu. Ele avuca gelmiyordu. Yakaladığın an kayıp gidiyordu parmaklarının arasından.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bazı anılar vardır ki hiç kaybolmazlar, yitik çocukluğun kapalı kutularında saklanırlar. Ve en olmadık yerde birdenbire karşımıza çıkarlar. Güzel olanları hayatımızı kurtarır, kötü olanlar ise daha büyük bir yara bırakırlar.
İnsan yüreği tıpkı kırk odalı bir saraya benzer. Ömür dediğimiz kısacık zaman, bu odalara sakladıklarımızdır. Son odayı da doldurduğumuzda göçme vakti gelmiş demektir. Yaşamımızın tüm gizleri yüreğimizde gideriz gideceğimiz yere.
Şimdi tüm emeklerini başkaları mı yesin? Ölürler de vermezlerdi. Ama fakire gelince... O yeryüzünün avaresidir. Karnı nerede doyuyorsa orası onun için memlekettir. Neticede yaşamaktı asıl mesele. Ha burada ha orada ne fark ederdi?
Hasan Rıza Reis'in bir sözünü daha hatırladı: "Giderken hiçbir kapıyı sert kapatma oğlum, çünkü yeniden dönmek zorunda kalabilirsin..."