Bazı anılar vardır ki hiç kaybolmazlar, yitik çocukluğun kapalı kutularında saklanırlar. Ve en olmadık yerde birdenbire karşımıza çıkarlar. Güzel olanları hayatımızı kurtarır, kötü olanlar ise daha büyük bir yara bırakırlar.
İnsan yüreği tıpkı kırk odalı bir saraya benzer. Ömür dediğimiz kısacık zaman, bu odalara sakladıklarımızdır. Son odayı da doldurduğumuzda göçme vakti gelmiş demektir. Yaşamımızın tüm gizleri yüreğimizde gideriz gideceğimiz yere.
Şimdi tüm emeklerini başkaları mı yesin? Ölürler de vermezlerdi.
Ama fakire gelince... O yeryüzünün avaresidir. Karnı nerede doyuyorsa orası onun için memlekettir. Neticede yaşamaktı asıl mesele. Ha burada ha orada ne fark ederdi?