İnsan kökleriyle yaşar demişti Rıza Reis. Köksüz insan olmaz demişti. İnsanın kökleri olmazsa, en küçük fırtınada, yok olur gider. Kök yaşamdır. Kök direnmektir, direnme gücüdür demişti. Ama köksüzdü Hasan. Kimsesizdi. Niye hiç akrabası yoktu? Köksüzdü Hasan ve onun verdiği özgürlükle, dünyada istediği gibi salınabilirdi.
Kanlı Kanatlar okurken beni en çok etkileyen şey, olayların yalnızca bir polisiye gibi ilerlememesi oldu. Kitap boyunca gerilim hissi hep vardı ama bunun yanında karakterlerin geçmişleri, travmaları ve psikolojik yönleri de oldukça güçlü işlenmişti. Bu yüzden sadece “katil kim?” merakıyla değil, karakterlerin yaşadıklarıyla da hikâyenin içine çekildim.
Ayşe Erbulak’ın dili oldukça akıcı. Bölümler kısa ve temposu yüksek olduğu için kitap kendini sürekli okutuyor. Özellikle olayların yavaş yavaş açılması ve her bölümde yeni bir detay öğrenmek merak duygusunu canlı tutuyor. Bazı sahnelerde gerçekten huzursuz edici bir atmosfer vardı ve bu da kitabın gerilim tarafını daha etkili hale getiriyordu.
Kitabın en sevdiğim yanlarından biri, kadın karakterlerin güçlü şekilde işlenmesiydi. Her birinin taşıdığı yükler, korkular ve hayatta kalma çabaları hikâyeye ayrı bir derinlik katıyordu. Sadece bir suç hikâyesi okumuyormuş gibi hissettim; aynı zamanda insanların görünmeyen yaralarına da tanıklık ediyordum.
Sonlara doğru tempo iyice yükseldi ve olayların bağlanış şekli beni şaşırttı. Özellikle bazı gerçeklerin ortaya çıkışı, hikâyeye bakışımı tamamen değiştirdi. Gerilim ve psikolojik çözümlemelerin dengeli olduğu, merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan bir kitaptı benim için.
Polisiye okumayı seven ama aynı zamanda karakter derinliği de arayan okurların sevebileceğini düşünüyorum. Akıcı dili sayesinde kısa sürede biten ama atmosferiyle uzun süre etkisini sürdüren kitaplardan biri
Kanlı KanatlarAyşe Erbulak · Eksik Parça Yayınları · 018 okunma