Hani, kavga edip, ayrılıp, sonra barışıp, yeniden buluştuğumuzda, sen de, "Seni bir daha görmemeye niyetliydim; ama, bir baktım her tarafımı doldurmuşsun" demiştin ya: işte öyle, içiçeydik, artık...
"Seni seviyorum” sözünü — o çok önemli sözü— çok sık kullanıyordun: bu beni rahatsız ediyordu ; sanki fazla sık söylenirse , sıradanlaşacak , içi boşalacak , anlamı yitecekmiş gibi geliyordu bana — bir yalana dönüşecekmiş gibi…
Bu duygumu anlattım sana ; sen de, “peki söylemeyelim — başka birşey söyleyelim ki öteki anlasın”, dedin.
Ben, “şimdi bir martı uçtu” dedim — biliyorsun; daha önce de , “bırak güvercini uçsun” demiştim.
Anladın. Anlıyordun.