bazen 'ev' dedikleri şey, üstünü örten bir çatıdan ibarettir.
içinde adın anılmaz, sesin yankılanmaz, gözlerin tanıdık bir bakışa değmez.
her köşe, seni dışarı iten bir soğukla bakar.
yatak, uyumak için değil, sabaha kadar dönüp durmak içindir.
mutfakta yemek kokusu değil, sessizliğin paslı tadı vardır.
ve anlıyorsun,
ait olmak, bir adrese yazılmak değilmiş.
bazen, senin sandığın 'yuva', sadece postacının bildiği bir yer olur.
bir dam altı vardır, ama senin göğsüne dokunan bir sıcaklık yoktur.
o yüzden bazı adresler sadece 'ev'dir.
ama asla "senin evin" olmaz.
Nörobilimci Richard Davidson, "İlgi ve merhamet olmadan empati, kendine odaklanma deneyimidir," diye açıklıyor. "Sıkıntıya giren biz kendimiz oluruz ve duruma verdiğimiz tepkiyle baş etmeye çalışırız. Merhamet bunun tam tersidir... Kendi duygularımız ve tepkilerimizde boğulmayız. Dikkatimizi, karşımızdakine ilgi gösterme ve yardım etmeye veririz. Tanım gereği merhamet her zaman başkası odaklı olmaktır." Merhamet, "Şu anda söz konusu olan benim hislerim değil, seninkiler," der.
Empatiyle epey ilişkili olan ancak ondan belli belirsiz farklarla ayrılan merhametin büyüsü budur. Empatide karşıdaki kişinin duygudurumunu aynalarken ve aynı duyguyu o kişiyle beraber yaşarken, merhamette bir tür endişelenme, önemseme ve sıcaklık vardır. Merhamet, eylemi de kasteder; Empatide birinin duygusunu hissedip hayatınıza devam etmek mümkünken, merhamette insanlara yardım etme veya onların yerine harekete geçme arzusu vardır. O yüzden bizi stres ve tükenmişlik noktasından sıcaklık ve sevgi noktasına taşıdığını söyleyebiliriz. Merhamet bizi pasiften ziyade aktif yapar; yalnızca acıyı emen sünger değil, uzanan yardım eli oluruz.
Peki empati nasıl bu kadar sorun oluşturabiliyor?
Yanıt, empatinin çatallaşan bir yol olduğudur. Empati hem sıkıntıya hem acıya yol açabilir, ancak pratik yapılırsa çok daha güzel bir şeye, hem size hem de acı çeken tarafa yardımcı olacak bir şeye de kapı aralayabilir.
Buna merhamet deriz.