Hem müfettiş hem de hâkim Allah olunca; artık sana ne oluyor ki kim hak üzereydi, kim batıl üzere, diye konuşup duruyorsun. Sen kendi işine bak, kendi hayatınla ilgilen!
" İnsanın içinde de hakikat vardır. Ancak bu hakikatin üstü cehalet, kin, menfaatçilik veya mutlak bir bilgisizlik gibi sebeplerden dolayı siyah bir perde ile kaplanmış ve örtülmüştür. "
"Din, halkların ölümden sonraki hayata bağladıkları ümit dolayısıyla bu dünyadaki mahrum, zavallı ve perişan durumlarına tahammül etmelerine sebep olan bir afyondur. Din afyondur. Zira 'insanların başlarına gelen her şey Allah’ın eliyle ve iradesiyledir; durumunu değiştirmek ve düzeltmek için yapılan her çaba Allah'ın iradesine karşı gelmektir', düşüncesinin sebebi dindir.” Bu nedenle bu söz (din afyondur) doğrudur, doğrudur! Ve aynı şekilde 18. ve 19. yüzyıl aydınlarının; “Din, insanların ilmî hakikatlere karşı bilgisizliğinin bir ürünüdür.” “Din, insanların boş ve anlamsız korkularının bir ürünüdür.” ve “Din, feodalite dönemindeki kayırmanın, ayrımcılığın, sermayedarlığın ve yoksunluğun bir ürünüdür.” sözleri de doğrudur ve gerçeği yansıtmaktadır!
Ancak, bu hangi dindir? Tıpkı bir ışık veya bir yıldırım gibi tevhid dininin çok kısa bir süre yanıp söndüğü anlar hariç; tarihi sürekli egemenliği altında bulunduran şirk dini! Bu din ister tevhid dini, ister Musa'nın dini, ister İsa'nın dini adıyla ortaya çıkmış olsun; isterse Peygamber'in hilafeti, Abbasiler hilafeti ya da Ehlibeyt hilafeti adıyla kendini göstersin. Bütün bunlar tevhid dini kisvesine bürünerek, cihat ve Kur'an adıyla ortaya çıkan ve Kur'an'ı mızraklara takıp kalkan yapan şirk dinleridir.