bu haklı isyanını ve tespitleri okuyunca, tam 10 gün önce (10.06.2026) yazdığım şu ileti aklıma geldi: #305995947 Grekov iletisinde diyor ki: "tabii uygulamayı kitap okumanın yanında herhangi bir sosyal medya gibi kullananlara, kullanacaklara, kullanmak isteyenlere göre bu güncelleme yapılmamışsa.. bence bu düşüncelerden hareketle yapılmış bu güncelleme.." Tam da bu konunun temelinde yatan sebebi 10 gün önce şöyle açıklamıştım: "1000Kitap bu türlü etkileşimlerin tadını buradan almış: #247848504 Bu iletisi instagram ve wattpad'in kapatıldığı günlerde açıldı. Yani 1000Kitap başka platformlardan kitle çekebildiğinin farkında olduğu gibi bu kullanıcıların etkileşimlerinin fazla olduğunun da farkında." Yine Grekov'un bahsettiği, uygulamanın seviyesini düşüren "popüler sekmesindeki on binlerce kişiyi takip eden, takibe takip yapan profiller" tespiti için de o günkü yazımda şu kitleyi işaret etmiştim: "O kullanıcıların çok çok büyük bir kısmı ergen ve sosyal medyayı vitrin gibi kullananlar ya da düz aşağı kaydıranlar. Burada 2-3 satırlık alıntıları bile okumuyorlar. Size özel akışta gezerken de hep aynı kullanıcı profilleri görüyorum: dm gel, gruplaşma var, aşk acısı vb. Mesela bu iletilerin beğeni ve etkileşim sayısı yüksek." 1000Kitap kendi özgünlüğünü koruyarak nitelikli okur kitlesiyle ilerlemeyi değil farklı sosyal medyaların mekaniklerini (hikayeler, videolar, limit-etkileşimler) kopyalayarak o sosyal medya kullanıcılarını bu platforma çekmeyi tercih etti. Şu an platformun yaptığı birçok "inovasyon" da ne yazık ki okumayı teşvik etme yönünde değil bu etkileşim bağımlısı kitleyi içeride tutma yönünde ilerliyor.
1000Kitap

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
sanırım uygulamada yapılan son güncelleme ile 'yeni okur'luk kalkmış.. şu an sadece okur, sıkı okur kategorileri var.. kaldı ki bu iki kategori arasında birinciden ikinciye geçiş de oldukça kolay.. sıkı okur olmak için, -yedi ve üzeri okur puanı olmalı, -uygulamaya kayıt süresi otuz gün ve üzeri olmalı, -üç ve üzerinde kitap incelemesi olmalı, -on beş ve üzeri kitap alıntısı olmalı, -okunan kitap sayısı yirmi ve üzeri olmalı.. uygulama kullanıcısının sıkı okur olması için önündeki -bence- tek geçici engel uygulamaya kayıt süresinin otuz gün olmasını beklemek.. bunun dışında diğerlerinin hepsini aynı gün içerisinde yapabilir.. bunu neden belirttim, şunun için; uygulamada -sanırım- son güncelleme sonrası uygulama özellikleri hususunda sıkı okurlara tanınan haklar, verilen özgürlükler şu şekilde, -sayılar günlük bazda- -içerik resmi yükleme - 150, -okur etiketleme - 50 -mesaj isteği oluşturma - 25 -mesaj resmi gönderme - 700 -sesli mesaj gönderme - 400 -vidYolu mesaj gönderme - 150 -yorum yapma - 600 -okur takip etme - 500 -gönderi beğenme - 5.000 -gönderi tekrar paylaşma - 400 -gönderi alıntılama - 300 -profil resmi yükleme - 150 -iletiye resim ekleme - 150 -vidYo yükleme - 20 -ileti paylaşma - 250
Mesai bitimine...
"Her şey yetişmek değilmiş. Sokaklar ıslanmış, sessiz bir sabah İçimde ne yük var ne kalan bir ah Koşanlar koşarken geride kaldım Kendi iç sesime sonunda vardım Vitrin camlarında silik yüzler Uzaklaşıp gidiyor eski günler..." 🌼 youtu.be/77ZPQ0iMRT4?si=...
Reklam
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
Kendi hayatımın başrolü olmam gerekirken, başkalarının hikayesinde hep o sadık figüran olarak kalmak... Herkesin bir 'en sevdiği' var, herkesin her şeyden öne koyduğu biri var. Peki ben? Ben hep o 'iyi ki yanımdasın' denilen ama asla 'sensiz yapamam' denilmeyen kişiyim. Bir vitrin mankeni gibi; dışarıdan bakıldığında orada duruyorum, herkes varlığımı biliyor ama kimse beni gerçekten kalbinin içine almak istemiyor. Birilerinin hayatında hep bir 'alternatif' olmanın o soğuk kimsesizliğiyle nasıl başa çıkılır, inanın bilmiyorum.
Duygu ve Düşünce
Kalabalıkların alkışını istemeyenler, yalnızlığın en huzurlu sığınağını inşa ederler By Hakan Sosyal medyanın herkesi görünür olmaya, takipçi sayılarıyla değer biçmeye ve sahte etkileşimlerle var olmaya zorladığı bu çağda, her şeye arkasını dönüp sessiz bir liman arayanlar var. Bu platformlar bir vitrin değil, sadece iç dökülen bir sığınak olduğunda anlam kazanır. Çünkü burası bir sosyalleşme alanı değil; kelimelerin duvarlara fısıldandığı, kalabalıktan kaçıp sığınılan kişisel bir odadır.
Duygu ve Düşünce
Eskinin yazarları haksızlığa karşı durmayı kendilerine dava edinirdi, kalemi eğilmezdi. Şimdikiler ise iki şiir yazınca kendini şair sanıyor; zulme ses çıkarmak yerine, kitapları satsın diye güçlünün gölgesinden ayrılmıyor. Edebiyatı vitrin, kalemi de ticaret aracı yapanlara selam olsun... 📚💸
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam