toska

toska
@vkortk
ihmaller, ihtimaller, intiharlar
şimdi yoksun seni düşünebilirim artık. tutar ellerini öperim uzun uzun kimseler ayıplayamaz beni. yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar. işte gözlerin, işte dudakların, senin olan ne varsa karşımda duruyor. ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık. sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına ve hoyrat ellerimle seni her gün biraz daha güzelleştiriyorum. bütün resimler sana benziyor, hayret. bütün aynalarda sen varsın. nereye gitsem peşimden geliyorsun. şimdi sigarasın dudaklarımda, biraz sonra beyaz bir kağıt. ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın. kimse yokluğunda bunca sevilmedi, kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar. saçların böyle daha güzel. sen daha güzelsin. gelecek mutlu günlerin ışığında, her şey daha güzel. ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış, yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim. ve seni bin yıl daha. ayrılıklar içinde sevmek isterdim. umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor, hiç gelmeyeceksin sanıyorum.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
benim ellerimi sanatımın kıymıkları, Züleyha'nın hülyalı meyve bıçakları kanatmıyor. benim ellerimi içimde kırılanların sivri uçları, tırnaklarım kanatıyor. benim ellerimi düştüğümde kaldıracak, derim soyulduğunda üfleyecek bir annemin olmayışı kanatıyor.
Edebiyat
inandığım her şey için bir köşe bulacağım. sana bu yeni kopartılmış çiçek telaşımı bırakıyorum lütfen al bunu benden senin köşen kaburgamı yırtıyor. ne bekliyordun? ne bekliyordun kulağımda küçük yaşta doğudan kopartılmış ama yüreğinden doğunun dağları katiyen kopartılamamış bir anne usul usul ıslık çalıyor artık. biliyor musun içim ürperiyor, durum bu. ben senin bu peygamber sabrına hayran olmaktan başka bir şey yapamıyorum bana sen gösterdin yaşıyor olmanın kancıklığını. nasıl da atmıyorsun beni biten şeyler gibi inanamıyorum sana. cevap verme, sigaranı iç. ne dediğimi anlamadığında sen de benim gibi ne yapman gerektiğini bilemiyorsun değil bu bak ben bunu bir duvara yazmıştım. bunun köşesi burası olsun. çok uzaklardan sana rüzgar biriktirmiştim ciğerlerine doldur diye. gelirken düştüm. giderken de düşmüştüm. bana sarılacak mısın artık bunu da beceremiyorum al işte. duvardaki tablosunu kaybetmiş çividen bahsetmemek için aklıma değişik şeyler getiriyorum. konuşalım mı? var olmadığım bütün tarihleri özlüyorum. dinlemediğim şarkıları ezberlemeye çalışıyor ve ağlamıyorum. sana kapkara bir yemin bırakıyorum ağlamıyorum! hafızam nasıl da kuvvetlendi ağzındaki kekremsi cümleleri kelime kelime tükürünce. çürümüş burası, ne bekliyordun? sana inanınca yeşerir sandım. beni niye aldın? sırtımda zaten dünyaya doğurulmayıp da yapıştırılmış olmamın kara lekesi öyle bayrak gibi hareleniyormuş. hediye ettiğin aynada gördüm ben bunu en güzel kokan köşeyi ararken. ne bekliyordun hatırlıyorum. isimlerinizi hatırlıyorum, yüzlerinizi hatırlıyorum. söylediklerinizi kelime kelime tekrarlıyorum.
Edebiyat
şurada, bir sandalyenin üzerinde, gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum.
Edebiyat