seni, göklere sığmazsın diye sayfalara nakış nakış işledim. altı yüz yirmi beş sayfam oldu, doldu. sanki altı yüz yirmi beş basamak çıkmış gibiyim. altı yüz yirmi beş müziği bir arada dinlemiş kadar karmaşığım. hiç, altı yüz yirmi beş gün senden uzak kalmış mıyım. boş ver, bunu. nasılsa zihninde yokum. ben, altı yüz yirmi beş hayalin de suya düşüşünü izlemiş biriyim. bu sayılar seni ifade ediyor ama seni bana asla getirmez. fikrimde siyaha çalan renklerinin arasından dahi seçemem seni. altı yüz yirmi beş tona büründüm şimdi. yüzüm gözüm kendini arıyor gibi. bulsa da tanımayacak ki. altı yüz yirmi beş kere özlemiş gibiyim seni. bir o kadar da gözyaşı akıtmış gibi. sahi, bu sayı, gidişinin kilometresi olabilir mi. altı yüz yirmi beş adım sonra beni sana ulaştırır belki. boş ver, yine. bu sayı da diğerleri gibi anlam ifade etmeyecek nasılsa sana. altı yüz yirmi beş kere nefret etmeliyim şimdi. seni sayfalardan çekip göğe bırakmanın vakti gelmedi mi.