Şüphesiz, Türkiye'de bağımsız bir sermaye birikiminin oluşmamış ve zenginliğini devlete borçlu olmayan bir toplumsal tabakanın ortaya çıkmamış olmasının tek nedeni yağmacı ve/veya müsadereci bir politik geleneğin varlığını sürdürmesi değildir. Bunda toplumun kültürel dokusunun da önemli bir payı vardır. Yukarıda işaret edilen "devletçi" karakterine ek olarak, bu kültür esas olarak "tevekkülcü"dür ve uzun vadeyi düşünen bir zihni-yet yapısından uzaktır. Başka faktörlerle birlikte, "var olanla yetinme" ve "kıt kanaat geçinme" anlayışı insanları üretken olmaktan ve uzun vadeyi hesaplayan bir girişimci ruhtan önemli ölçüde alıkoymuştur. Öte yandan, girişimcilik kültürü makul ölçüde bir risk alma eğiliminin varlığını da gerekli kılar. Oysa Türkiye'de yakın dönemlere kadar makul veya hesaplı bir risk almadan ziyade, hesapsız (irrasyonel) bir maceracılık girişimcilik sanılmış ve bunun etkileri bugün de devam etmektedir.