Volkan Ersoy

Volkan Ersoy
@volkanoersoy
10/10
·612 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2024 23:07
Leonardo Padura’dan okuduğum ilk kitap Sapkınlar. Çok ama çok severek okudum. Kitap, her biri birbirinden güzel üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm II. Dünya Savaşı öncesinde Nazilerin zulmünden Havana’ya kaçan Yahudi bir çocuğun öyküsünü, ikinci bölüm 17. yüzyılda Rembrandt’ın yanına çırak giren Yahudi bir gencin öyküsünü ve son bölüm günümüz Havana’sında her şeye karşı inancını yitirmiş genç bir kızın öyküsünü anlatıyor ve elbette bu üç bölüm de birbiri ile bağlantılı. Rembrandt ile ilgili bölüm (ki resimlerine hayranım) özellikle çok lezzetli bir bölüm. Padura iyi bir anlatıcı. Havana sokaklarını anlattığı bölümlerde oluşturduğu atmosfer sokaktaki tüm sesleri, kokuları ve Havana’nın ruhunu derin derin içinize çekmenizi sağlıyor. Padura aynı zamanda çok da iyi bir araştırmacı ki kitabında inanılmaz detaylar var. Belli ki sabırla uzun uzun okumalar yapmış. Bu bile kendi başına hayranlık uyandırıcı. Padura 1988’de başkahramanın polis detektifi Mario Conde olduğu polisiyeler yazmaya başlamış. Bu kitabın başkahramanı yine Mario Conde. Conde’nin (nam-ı diğer Kont), Padura’nın polisiyeleri çevrildiğinde çok ama çok sevilen bir dedektif kahraman olacağını düşünüyorum. Conde eski bir polis, çok zeki bir adam elbette, çok düşünen ve muhtemelen de bu nedenle çok içen pamuk kalpli bir adam. Hani o arkadaşınız olmasını isteyeceğiniz kitap kahramanlarından. Şimdiden heyecanla bekliyorum Padura'nın polisiyelerinin çevrilmesini. Şu alıntıyı eklemeden edemeyeceğim aslında belki de kitabın ana konusunu anlatan en iyi alıntı bu; "Her zaman hakikati kendine mal etmeye istekli ve kendi hakikatini başkalarına dayatmaya çalışan münevver birileri çıkacaktır…"
Edebiyat
SapkınlarLeonardo Padura · Bilgi Yayınevi · 202320 okunma
Volkan Ersoy
Güzel değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim. Hem çevirmeni olduğum, hem de Havana'da 5 sene yaşayıp Padura ile tanıştığım için romanlarını kendiminmiş gibi sahipleniyorum. Türkçede ilk yayınlanan romanı Köpekleri Seven Adam'ı orada İspanyolca öğreniirken kendi inisiyatifimle çevirmiş ve Padura'yı bir yemeğe davet edip romanlarını Türkçede ilk kez yayınlatmak için İspanya'daki yayıncısının bilgilerini istemiştim. Ardından birkaç kez karşılıklı rom içip puro tüttürme şansımız oldu. Troçki, Türkiye'de bilinen ve sıkça sol çevrelerde tartışma konusu olan tarihsel bir kişilik olduğu, ayrıca başyapıtı sayıldığı için o romandan başladım. Şimdiye kadar çevirdiğim her üç romanında da iç içe geçmiş üç hikâye var ancak ben Havana'yla ve Küba halkıyla temasım nedeniyle en çok Küba'nın ve Kübalıların anlatıldığı bölümleri seviyor, en çok onlardan etkileniyorum. Küba'nın büyük 19. yy şairi Heredia'nın hayatının anlatıldığı Hayatımın Romanı'nda da aynı şekilde Conde'ye benzer bir karakter olan Fernando Terry'nin olduğu bölümler çok hoşuma gitmişti. Yayınevi Padura romanları basmaya devam etmek istiyor ve yine bir Conde hikâyesi ön planda. Ancak henüz sözleşmesi gelmedi ve ben 3-4 ayda çevirip teslim ettikten sonra yayıncılık piyasasının şartları nedeniyle yayınlanması 1 seneyi buluyor. Bu süre zarfında Köpekleri Seven Adam siyasi içeriği nedeniyle ilginizi çekmezse, Hayatımın Romanı'nı öneririm; Türkiye'de az okundu ama okuyanlar çok sevdi. Bu sefer 19. yy Havanası'nın atmosferinin ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Ayrıca Heredia romantik bir şair; bu kimliği romanda da yansımasını bulmuş. Ben bu romanı Köpekleri Seven Adam kadar önemli bulmuştum. Tekrar teşekkür ediyor ve size iyi okumalar diliyorum.
Reklam
10/10
·504 syf.··
2023 131. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2023 21:10
Bir süredir, hem her sayfasında kendimi yazarın muhteşem dünyasında bulduğum için büyük bir iştahla okuduğum ve her şeyi bırakıp sadece okumaya devam etmek istediğim hem de bitmesinden korktuğum için ara vererek ilerlemeye çalıştığım, bu ikilemi böylesine yaşadığım bir kitap olmamıştı. Ama Papirüs, muazzam bir bilgi birikiminin, her okurun kendinden bir parça bulacağı ve fakat aynı zamanda hayranlık duyacağı şiddette bir tutkunun ve inanılmaz bir hikâyeleştirme kabiliyetinin buluştuğu büyüleyici bir metin sahiden. En başından başlayarak kitapların tarihi serüvenini anlatıyor Irene Vallejo. Önce Antik Yunan dönemine gidiyoruz ve adım adım Büyük İskender’in İskenderiye’sini kuruyoruz. Böyle diyorum çünkü Vallejo, tarih anlatmıyor da sanki okuru elinden tutup o dünyaya alıp götürüyor; tarihi, ilmek ilmek ördüğü kurgu bir hikâye gibi aktarıyor. Yazının, ilk alfabenin, papirüsün, parşömenin bulunmasını, İskenderiye kütüphanesinin önce kurulup sonra yok olmasını, Aristo, Platon gibi zamanın önemli düşünür ve yazarlarını, kısacası sanatın ve kültürün gelişimini okuyoruz. Ardından Antik Roma’ya geçiyoruz ve güç dengelerinin değişmesiyle beraber kitabın serüveninin nasıl şekillendiğiyle devam ediyoruz. Okuma yazma öğretimi, kolektif eğitim, el yazmalarının çoğaltılması, papirüs tomarlarının bugünkü kitap formuna gelme yolculuğu, kitap ticareti ve kitapçılar, edebiyatta kadın karakterler ve kadın yazarlar başta olmak üzere a’dan z’ye kitabın gerek fiziksel gerek içerik olarak değişiminin tarihini okuyoruz. Kitap kıyımlarını, bugünkü teknolojik gelişmelerin geldiği noktayı ve bunun olası sonuçlarıyla sansürü de es geçmiyor Vallejo. Özellikle edebiyatta politik doğruculukla ilgili fikirlerini çok beğendim. Deneme diye geçiyor türü ancak bence pek çok türün sınırlarında gezen
PapirüsIrene Vallejo · Bilgi Yayınevi · 2023358 okunma
Volkan Ersoy
Çevirmeni olarak değerlendirmeniz çok hoşuma gitti. Yazar da İnternet'teki yorumları sıkı takip ediyor, hatta Türkçe yorumlara teşekkür edişinden makine çevirisiyle okuduğunu düşünüyorum. Instagram, Facebook, X gibi üye olduğu bir platforma yazsaydınız eminim size de teşekkür ederdi. Aynı zamanda söyleşisinde Tanpınar'dan, Sabahattin Ali'den, Nuri Bilge Ceylan'dan bahsedecek kadar da her şeye meraklı. Zor değil ama çok araştırma gerektiren bir çeviriydi. Kitapta adı geçen filmleri bulup seyrettim, referans verilen kitapları bulup ilgili bölümlerine baktım. Dipnotlardan anlaşılıyordur, İngilizce, İspanyolca ve biraz da Yunanca bildiğim, Yunanca ve Fransızca'da eşimin desteğinden yararlanabildiğim için bahsedilen konuyu tam anlayabilmek için kaynakların orijinalini de kontrol etme fırsatı buldum. Yorumunuz bu emeğimin karşılığını bulduğunu gösteriyor; çok teşekkür ederim.