"Algernon gibi ben de etrafıma ördükleri kafesin içinde sıkışıp kalmışım."
Charlie kör doğmuş ama ışığı görmesine izin verilmiş bir insan. Düşük zekası nedeniyle çocukluğundan itibaren zorluklar yaşamış, anne sevgisini dahi doyasıya yaşayamamış ve sahte dostluklarla başkalarının üstünlük duygusuna hizmet eden biri olmuş. Tek isteği ise diğerleri gibi akıllı olmak. Peki diğerleri de bunu istiyor mu?
Toplumun acı ama gerçek yanlarından biri de insanın, kendisinden daha iyi, daha zeki ya da daha başarılı birini yanında gördüğünde onu alkışlamak yerine kendisinden aşağıya çekme güdüsüyle hareket etmesi. Bu da bu dünyayı iyiler için katlanılması zor bir yer haline getiriyor.
Herkesin herkesi olduğu gibi kabul ettiği, kimsenin eksiklikleri sebebiyle aşağılanmadığı ve daha iyi olanın takdir edilebildiği bir dünyaydı Charlie'nin tek hayali. Bunu da daha zeki olarak yapacaktı. Fakat zekanın tek başına hiçbir anlam ifade etmediğini anladı zamanla.
"Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez."
Bilirsiniz halk için kuyu kazanlar iki gruba ayrılır. Biri güzel huyudur, kuyu sayesinde insanların içini serinletmek ister. Diğeri kötü niyetlidir, insanların kuyuya yuvarlanmalarına alışır.