Karekterlerin hepsini özleyeceğim “Ana “ karekteri kitap boyunca gözümde hep Aliye Rona yı canlandırdı, bittiğine üzüldüğüm bir kitap oldu, içlerinden biri gibiydim .
Severek yavaş yavaş okuduğum bir kitap oldu sadece 67 ve 68 sayfalarda, batı ve doğu ülkelerinde “insan öldürmekle” alakalı fikirleri bana taraflı geldi. O kısmını da buraya paylaşacağım.
“Bir akşam bizim şerefimize misafir çağırdılar. Arap misafirler. O zamana kadar bizi az çok Avrupa usulú ağırlamışlardı, ev sahibi yargıç ve kaçakçıydı, şehrin en varıkh adamlarından biriydi. Misafir odalarında İngiliz mobilyalar vardı, küvet sal gümüştü. Fakat o akşam bambaşka bir şey gördük. Misafirler güneş battıktan sonra geldiler, sadece erkekler, yanlarında uşaklarıyla beyler. Avlunun ortasında, deve dışkısının neden olduğu keskin kokulu dumanıyla harlı bir ateş yanıyordu. Herkes sessizce ateşin etrafına oturdu. Krisztina aramızdaki tek kadındı. Sonra bir kuzu getirildi, beyaz bir kuzu, ev sahibi bıçağını alıp hiç unutamadığım bir hareketle onu kesiverdi. Böyle bir hareket öğrenilmez, bu Doğu'ya özgü bir hareket; öldürmenin sembolik ve dini bir anlamı- nın olduğu, temel bir şey, yani kurban anlamına geldiği bir zamandan kalma. Ibrahim, İshak'ı kurban etmek istediğinde bıçağı böyle kaldırmıştı, eski tapınaklarda kurbanlar sunağın, putun ya da Tanrı tasvirinin önünde bu hareketle öldürülmüştů ve Yahya'nın kafası bu hareketle kesilmişti. Kadim bir hareket. Doğu'da bu her insanın kanında var. Belki de insanlık bu hareketle başladı; insanla hayvan arasındaki ara formdan sonra. Günümüzde geçerli olan bilime göre insanlık, insanoğlunun başparmağını bükebilmesi ve dolayısıyla silah ya da alet tutabilir hale gelmesiyle başlar. Fakat belki de sebep başparınak değil ruhtur; belki, bilmiyorum. Arap ev sahibi kuzuyu kesti; üzerine bir damla kan bulaşmamış, beyaz ihramı içindeki bu yaşlıca adam o anda kurban etme işini yapan Dogulu bir başrahip gibiydi. Gözleri ışıl ışıldı, bir an için
Özellikle bu kitaptan sonra Mustafa Kemal’i ve içinde bulunan şartları daha iyi anladım , onun azmi ve cesareti, dik duruşu bana da cesaret verdi . Bu günün şartlarından bakarak geçmişi sürekli yargılamak, bu mücadeleyi vermiş insanlara bir hakarettir. O hep bir çare aramış, fikirler üretip raporlar hazırlamış, biat etmemiş.
Bir beklentim yoktu bu kitap ile ilgili ama okurken de bu kadar sıkılacağımı düşünmemiştim. Bana ne kattı desem hiç bir fikrim yok , başka bir kitabında buluşmak üzere
Bugüne kadar okuduklarım arasında ilk 10 un içerisinde kesinlikle giren ve keşke daha önce okusaydım dediğim çok güzel bir eser , sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın çok akıcı bir şekilde ilerliyor, çoğu zaman kitabı elinizden bırakmak dahi istemeyeceksiniz.