V

V
@vvandetta
"There's more to this mask than meat. Under this mask there's an idea! And ideas are bulletproof."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karl Marx & Friedrich Engels • Devlet ve Hukuk
9/10
·250 syf.·
2018 109. kitabı
Şimdiye kadar pek az düşünür Marx kadar tartışılmıştır. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Marx'ın dünyayı değiştirmeyi hedef alan devrimci politik fikirleri hâlâ etkili ve canlı. Bu canlılığın herkesin hayatını etkileyen kapitalist dünya sistemiyle de doğrudan ilgisi var tabii: İnsanı özüne ve hemcinslerine yabancılaştıran, tüm insani değerleri metaya indirgeyen, yoksulları daha yoksul kılan, gelir uçurumunu derinleştiren, ücretleri düşüren, iş güvenliğini hiçe sayan, ekonomik krizleri ve sosyal felaketleri yaratan, hukuk devletini otoriter polis devletine çeviren, dünyanın her köşesinde maddi çıkar uğruna savaşlar çıkaran ve insanları birbirine kırdıran kapitalizm sürdükçe, Marx'ın anti-kapitalist görüşleri varlığını sürdüreceğe benziyor. Marx kapitalizmin şifrelerini kendine özgü metoduyla teker teker çözerken, kapitalist üretim tarzının modern devlet yapılanmasıyla olan ilişkisini de derinlemesine eleştirmiş; buradan hareketle de, insanlığın özgürleşmesi için hem modern devletin hem de kapitalizmin ortadan kalkması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu kitapta bir araya getirilen ve Marx ile Engels'in özellikle devlet ve hukuk eleştirilerini içeren ve bu parçalar güncel sorulara da cevaplar sunuyor: Devlet nedir? Modern hukuk sistemi temelinde neye dayanmaktadır? Hukuk ve devlet arasındaki ilişkilerin kapitalizmin işleyişiyle ne türden bağlantıları vardır?
Felsefe
Devlet ve HukukKarl Marx · Ayrıntı Yayınları · 2018383 okunma
Raşit Kısacık • Diyarbakır Cezaevi
10/10
·256 syf.·
2018 93. kitabı
12 Eylül paşalarının darbenin olgunlaşmasını bekledikleri dönemlerde, Güneydoğu'da örgütlenmiş, etnik temelli örgütlerin sempatizan ve lider kadrolarıyla birlikte, devrimci mücadelenin içinde yeralan isimlerin çoğu da darbeden sonra tutuklandı, işkence gördü, onlarca yıl cezaevlerinde tutuldu, temel hakları ellerinden alındı, onlarcası asıldı, yüzlercesi sakat bırakıldı. Bunlarla karşı karşıya kalmak istemeyen binlerce devrimci ise vatanlarından uzakta aile ve yurt hasretiyle yaşadılar. Bugün hala birçoğu ülkesine dönemiyor. 12 Eylül darbesi sonrası, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar üzerine yapılan konuşmalarda ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak niteliğe sahip. Kitapta anlatılan olaylar bugünden geriye doğru bakıldığında bir gerilim romanının satır aralarını andırıyor. Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış. Bir ifadeyle; anlatanın da dinleyenin de ruh sağlığını bozacak nitelikteki işkence ve kötü muamelelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'ndeki uygulamaları ne anlatmaya kelime yeter ne de dinlemeye vicdan elverir. Raşit Kısacık bir kısmına tanık da olduğu, dönemin olaylarını ve cezaevinde yaşananları tarafsız bir gazeteci duyarlılığıyla okura sunuyor...
Tarih
Diyarbakır CezaeviRaşit Kısacık · Ozan Yayıncılık · 2015107 okunma
John Holloway • Öfke Günleri
9/10
·86 syf.·
2018 91. kitabı
Kitap gibi kitap! Bütün dünyada bir öfke kol geziyor. Haklı, çok haklı bir öfke bu! Gelgelelim yanlış bir yere yöneliyor. Dahası, eğer bu öfkeyi doğru hedeflere yöneltemezsek hepimizi yok edecek. Bu öfkenin özünde umut var: Her şeyin daha iyi olabileceğine, geçmişin geri dönebileceğine, barışın yeniden sağlanabileceğine ve bir gün her şeyin yerli yerine oturabileceğine dair bir umut. Ne var ki bu umut tam aksinin şeklini alıyor: Zenginlerin gücünü katlıyor; dünyayı daha şiddet dolu, yaşamak için daha beter bir yer haline getiriyor. Faşistler ve köktendinciler de öfkeli, onlar da çocukları için kendilerince daha iyi bir dünya yaratmak istiyor; yine de öfkelerini boşaltma biçimleri tam aksi yönde bir etki yaratıyor. Öfkeyi sermayenin iktidarına, paranın hükümranlığına duyulan bir öfkeye dönüştürebilir miyiz yeniden? Dünyanın bütün aşağıdakileri arasında kol gezen öfke, nasıl gerçek demokrasiye doğru bir yol açabilir? Bu öfke, nasıl, doğru bir dava için güç toplamayı sağlayabilir? Bu sorulara cevap ararken, paraya odaklanıyor elinizdeki politik çözümleme. Paranın egemenliğine, paranın kendini değişmez, ebedî bir gerçeklik ve her şey gibi kabul ettirmesine isyan ediyor. Paranın, toplumsal ilişkileri zehirleyen bir saldırganlık biçimi olduğunu gösteriyor. Hayatın parasallaştırılmasının insaniyetimizi nasıl bozduğunu bir defa daha hatırlatıyor. John Holloway’in Leeds Üniversitesi’nde verdiği bir dizi derse dayanan metin, öğrencilere hitap etmenin etkililiğiyle ve heyecanıyla akıyor. Dünyayı değiştirme azminin enerji kaynaklarına inen, küçük ve tutkulu bir söylev...
Edebiyat
Öfke GünleriJohn Holloway · İletişim Yayınları · 201944 okunma