Diyarbakır Cezaevi (İşkence ve Ölümün Adresi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.040
Gösterim
Adı:
Diyarbakır Cezaevi
Alt başlık:
İşkence ve Ölümün Adresi
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944143646
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ozan Yayıncılık
12 Eylül paşalarının darbenin olgunlaşmasını bekledikleri dönemlerde, Güneydoğu'da örgütlenmiş, etnik temelli örgütlerin sempatizan ve lider kadrolarıyla birlikte, devrimci mücadelenin içinde yeralan isimlerin çoğu da darbeden sonra tutuklandı, işkence gördü, onlarca yıl cezaevlerinde tutuldu, temel hakları ellerinden alındı, onlarcası asıldı, yüzlercesi sakat bırakıldı. Bunlarla karşı karşıya kalmak istemeyen binlerce devrimci ise vatanlarından uzakta aile ve yurt hasretiyle yaşadılar. Bugün hala birçoğu ülkesine dönemiyor. 12 Eylül darbesi sonrası, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar üzerine yapılan konuşmalarda ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak niteliğe sahip. Kitapta anlatılan olaylar bugünden geriye doğru bakıldığında bir gerilim romanının satır aralarını andırıyor. Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış. Bir ifadeyle; anlatanın da dinleyenin de ruh sağlığını bozacak nitelikteki işkence ve kötü muamelelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'ndeki uygulamaları ne anlatmaya kelime yeter ne de dinlemeye vicdan elverir. Raşit Kısacık bir kısmına tanık da olduğu, dönemin olaylarını ve cezaevinde yaşananları tarafsız bir gazeteci duyarlılığıyla okura sunuyor. Sonuçta görülüyor ki burada çok kısa bir süre kalan tutuklular ve hükümlüler bile yaşadıkları travmayı halen atlatabilmiş değiller.
219 syf.
·2 günde
Tarafsız bir bakış açısı ile Diyarbakır Cezaevinin ne kadar berbat bir yer olduğunu anlatmış. Her kesimden insanın okuması gerekiyor. Gereksiz istatistikler ve detaylar yerine olaylara daha fazla değinilebilirdi. Mahkeme tutanakları ve isim listeleri çok yer kaplıyor ancak bunlara rağmen konuyu hiç bilmeyenler için genel bir fikir vermesi açısından okunabilir. Yazılanlar kanınızı donduracak cinsten.
256 syf.
·Puan vermedi
Duvarların dili olsada konuşsa..Cırıl cıplak mahkumları karlı havada beton bahceye cıkarıp,üstlerine köpekleri salmak,her acıktıklarında yemek yerine dayagın verildiği.
Bunca mahkumu cırıl cıplak bir odaya kapatmak.Tahliye sevinci yaşayan mahkumu azmedemeyen komutanın o mahkuma elindeki jop ile cinsel istismar edilmesi.
Diyarbakır cezaevini yazmaya hiç bir yazarın kalemi yetmez.Kitaplarda anlatılanları da okumak lazım o dönemi bilmek için.,ama birde o dönemde cezaevinde kalan birini günümüzde bulup onunla o günleri konuşmak daha anlamlı olur.O günü yaşayanlar ömrünce o günün etkisinde kaldılar,hala izleri üstlerinde duruyor.
Örnek :benim halam o dönemi yaşayanlarda ve diyarbakır cezaevinde 1 sene tutuklu süreci boyunca hep işkenceye maruz kaldı. Şuan kırk senedir evli ama yediği darbelerden dolayı tipen çocugu olmuyor ve olmıcak...
256 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
12 Eylül paşalarının darbenin olgunlaşmasını bekledikleri dönemlerde, Güneydoğu'da örgütlenmiş, etnik temelli örgütlerin sempatizan ve lider kadrolarıyla birlikte, devrimci mücadelenin içinde yeralan isimlerin çoğu da darbeden sonra tutuklandı, işkence gördü, onlarca yıl cezaevlerinde tutuldu, temel hakları ellerinden alındı, onlarcası asıldı, yüzlercesi sakat bırakıldı. Bunlarla karşı karşıya kalmak istemeyen binlerce devrimci ise vatanlarından uzakta aile ve yurt hasretiyle yaşadılar. Bugün hala birçoğu ülkesine dönemiyor. 12 Eylül darbesi sonrası, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar üzerine yapılan konuşmalarda ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak niteliğe sahip. Kitapta anlatılan olaylar bugünden geriye doğru bakıldığında bir gerilim romanının satır aralarını andırıyor. Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış. Bir ifadeyle; anlatanın da dinleyenin de ruh sağlığını bozacak nitelikteki işkence ve kötü muamelelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'ndeki uygulamaları ne anlatmaya kelime yeter ne de dinlemeye vicdan elverir. Raşit Kısacık bir kısmına tanık da olduğu, dönemin olaylarını ve cezaevinde yaşananları tarafsız bir gazeteci duyarlılığıyla okura sunuyor...
256 syf.
·8/10
12 Eylül 1980 darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevinde yaşananları okuyacağınız bu kitap kanınızı donduracak nitelikte
256 syf.
·12 günde
Türkiye'de 1980 darbe sonrası Diyarbakır cezaevinde yaşananları tokat gibi çarpıyo yüzünüze yapılan işkencelerde gardiyanların rolleri, hapishane müdürleri ve olayların başrollerinde olan mahkumlar. Tüm bunları bilmek isteyenler bu güzel kalemden anlatılanları dikkatle okusunlar.
Hayatı çalınmış içeridekiler var, bir de hayatından "anlam" çalınmış dışarıdakiler. İçeride ruhunu teslim etmeyenler de var, dışarıda her şeyini teslim edenler de... Düşünemeyen, tepki veremeyen, sorunlarını konuşamayan insan dışarıda olsa da mahkumdur.
Bunlar, bu vahşeti yaptıktan sonra nasıl yemek yediler, akşamları çocuklarını nasıl okşadılar insan bunu asla anlayamıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Diyarbakır Cezaevi
Alt başlık:
İşkence ve Ölümün Adresi
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944143646
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ozan Yayıncılık
12 Eylül paşalarının darbenin olgunlaşmasını bekledikleri dönemlerde, Güneydoğu'da örgütlenmiş, etnik temelli örgütlerin sempatizan ve lider kadrolarıyla birlikte, devrimci mücadelenin içinde yeralan isimlerin çoğu da darbeden sonra tutuklandı, işkence gördü, onlarca yıl cezaevlerinde tutuldu, temel hakları ellerinden alındı, onlarcası asıldı, yüzlercesi sakat bırakıldı. Bunlarla karşı karşıya kalmak istemeyen binlerce devrimci ise vatanlarından uzakta aile ve yurt hasretiyle yaşadılar. Bugün hala birçoğu ülkesine dönemiyor. 12 Eylül darbesi sonrası, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar üzerine yapılan konuşmalarda ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak niteliğe sahip. Kitapta anlatılan olaylar bugünden geriye doğru bakıldığında bir gerilim romanının satır aralarını andırıyor. Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış. Bir ifadeyle; anlatanın da dinleyenin de ruh sağlığını bozacak nitelikteki işkence ve kötü muamelelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'ndeki uygulamaları ne anlatmaya kelime yeter ne de dinlemeye vicdan elverir. Raşit Kısacık bir kısmına tanık da olduğu, dönemin olaylarını ve cezaevinde yaşananları tarafsız bir gazeteci duyarlılığıyla okura sunuyor. Sonuçta görülüyor ki burada çok kısa bir süre kalan tutuklular ve hükümlüler bile yaşadıkları travmayı halen atlatabilmiş değiller.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Ömer Faruk Güdül
  • Elif evindar
  • Cihan Mustafa YILDIZ
  • Tuba oyanık
  • Berat Bahşı
  • Buse Kanlıkılıç
  • Leylinin gülleri
  • Mehdin Oyanık
  • Ayşenur Taşci
  • HASRET CANGAY

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.9 (7)
9
%22.2 (4)
8
%27.8 (5)
7
%5.6 (1)
6
%5.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0