Serenad, sadece hüzünlü bir aşk romanı değildir. Okuyucuya vicdani bir sorumluluk yükleyen, onu kendi tarihiyle ve insanlığıyla yüzleştiren edebi bir belgesel niteliğindedir. Sturma gemisi, nadia Wagner, Nazi kampları, iftiralar vb. Konular içermektedir.
Keyifli okumalar dilerim..
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
‘ öyle ki, düşünce göğün surlarını aşar ve açığa çıkmış olanı bilmekle yetinmez.”
seneca
Nietzsche Kimdir?
modern felsefe, din ve kültür eleştirisi alanlarında çığır açan etkili bir Alman filozof, filolog, şair ve bestecidir. Geleneksel ahlakı reddetmesi, "Üstinsan" kavramı ve "Tanrı öldü" tespitiyle tanınır..
Temel Felsefi Görüşleri:"Tanrı Öldü": Geleneksel Hristiyan değerlerinin modern toplumda inandırıcılığını yitirdiğini ve manevi bir boşluğun doğduğunu ifade eder.
filozofun Batı ahlakına, Hristiyanlığa ve geleneksel putlara karşı giriştiği en sert ve vurucu hesaplaşmadır. "Çekiçle Felsefe Yapmak" alt başlığını taşıyan bu kitap, kökleşmiş değerleri yıkmayı ve yaşamı tüm trajedisiyle olumlamayı amaçlar.
Alacakaranlık Filozofu Niestchze ın Temel FelsefesiNietzsche, insan doğasını bastırdığına ve zayıflığı yücelttiğine inandığı değerleri acımasızca eleştirir
Hristiyanlık ahlakı, Platonculuk ve geleneksel Batı değerleri, insanın gerçek potansiyelini kısıtlayan "putlar" olarak değerlendirilir.
Tarihsel Figürlerin Eleştirisi: Sokrates ve Kant gibi dönüm noktası sayılan filozoflar, yaşamı yadsıdıkları gerekçesiyle şiddetle eleştirilir. Buna karşılık Goethe, Dostoyevski ve Wagner gibi figürlere duyulan
hayranlık dile getirilir. Alacakaranlık Filozofu Niestchze
Acıyı ve trajediyi reddeden bir hayattansa, tüm zorluklarına rağmen yaşamın bizzat kendisinin kutsanması gerektiğini savunur
Sorunlar,sorular soruların cevaplarını burda
bulacaksınız Alacakaranlık Filozofu Niestchze
Bu kitap, okuyucuya pembe dizilerin veya romantik komedi filmlerinin verdiği o tanıdık, konforlu ve duygusal tatmini sunan, ruhu dinlendiren bir edebiyat lezzeti taşıyor.
Sen Olmadan AslaRose Wagner · Kalipso Yayınları · 2015215 okunma
Livaneli'nin en çok sevilen ve en güçlü romanlarından biridir Serenad. Hem kalbe dokunan bir aşk hikayesi hemde tarihin karanlık sayfalarına ışık tutan bir dönemin romanı. Kitap ilk yayınladığı günden itibaren Türk Edebiyatının derin bir iz bırakmıştır.
Roman 2001 yılında İstanbul Üniversitesi'de halkla ilişkiler görevlisi olarak çalışan Maya Duran'ın gözünden anlatılır. Maya'nın hayatı, Almanya'dan Türkiye'ye gelen Harvard Profesörü Maximilian Wagner'i ağırlamakla tamamen değişir.
Profesör Wagner Türkiye'ye geliş amacı sadece akademik bir ziyaret değildir. 60 yıl önce İstanbul'da bıraktığı büyük aşkı ve hayatı ile yüzleşmektir. Maya profesöre eşlik ettikçe hem onun gizemli geçmişini öğrenir hem de sırlarla dolu olan kendi geçmişini.
Kitaptaki ana temalar ise;
Struma Faciası,
Kimlik ve Kökler,
Zamanı Aşan Aşk,
Devletin Vicdanı ve Birey.
Zülfü Livaneli ağır ve acı verici tarihi gerçekleri inanılmaz derecede akıcı, yalın ve merak uyandırıcı bir dille anlatır Serenad kitabını.
Romanı güçlü kılan en önemli unsur kurgu ile gerçek tarihi olaylari kusursuz bir şekilde anlatılmasıdır.
Serenad, sadece bir aşk romanı değil aynı zamanda bir hafıza tazeleme kitabıdır. İnsanlığın zalimliği, savaşın anlamsızlığını ama her şeye rağmen aşkın ve sanatın iyileştirici gücünü anlatır. Serenad hem sürükleyici hem de sarsıcı bir başyapıttır.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Tolstoy,sanatı süs, haz veya elitlerin oyuncağı olmaktan çıkarıp “duygunun bulaşması” diye tanımlamış. Ona göre gerçek sanat, sanatçının yaşadığı duyguyu alıp başkalarına geçirebilmeli ve insanları kardeşlikte birleştirmeli. Bu yüzden Wagner, Shakespeare gibi isimleri bile “yapay, samimiyetsiz” diye acımasızca eleştirir. Kitap baştan sona radikal ve uzlaşmaz: Eğer bir eser köylüyü, işçiyi etkilemiyorsa, ne kadar teknik olursa olsun sanat değildir der. Ağır ve yer yer buyurgan ama derdi net: Sanat ahlaktan ayrı düşemez.
Sanat Nedir?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,593 okunma
Zülfü Livaneli’nin Serenad romanı, sıradan bir aşk hikayesi gibi görünse de arka planında barındırdığı toplumsal, tarihi ve siyasi ögelerle okuyucuyu derinden sarsan, adeta "anlatılmayanların sesi" olan çok güçlü bir yapıt. Romanın merkezinde yer alan Maya Duran, üniversitedeki işi ve özel hayatındaki çıkmazlarla mücadele ederken hayatına dahil olan gizemli Profesör Maximilian Wagner ile tanışıyor ve bu noktadan sonra hikaye, bireysel bir anlatımdan çıkıp geçmişle ve köklerle hesaplaşmaya dönüşüyor. Livaneli; Kırım Türkleri, Mavi Alay, Nazi katliamları, faşizmden kaçan Yahudi bilim insanlarının Türkiye'deki üniversite reformunun temelini atması ve şüphesiz romanın en sarsıcı ahlaki merkezini oluşturan Struma Faciası gibi duyulunca şaşırılacak birbirinden farklı tarihi olayları mükemmel bir örgüyle harmanlayıp önümüze çıkarıyor. 1942 yılında Nazi Almanyası'ndan kaçan Yahudi mültecileri taşıyan Struma gemisinin Türk karasularında torpillenmesi tarihin unutulmuş ayıplarını dile getirirken, Profesör Wagner’in büyük aşkı Nadia’nın Naziler tarafından esir alınması insanlığın savaş dönemindeki ahlaki çöküşünü yüzümüze vuruyor. Açıkçası, Struma’daki o bombanın içimde patlayıp beni de darmadauman ettiğini hissettim; bu üzüntüyü başka türlü dile getirmem imkansız.
Yazarın sade ve akıcı dili, bu ağır konuların didaktik bir şekilde anlatılması yerine karakterlerin hayatına ustaca yedirilmesini sağlayarak okuyucunun empati kurmasını kolaylaştırıyor ve insanı sıkmadan araştırmaya itiyor. Maya’nın iç dünyası, modern Türkiye'de yaşadığı kadınlık, yalnızlık ve iş dünyasındaki zorluklar ile Profesör Wagner’in geçmişin yükünü taşıyan sembolik figürü çok gerçekçi işlenmiş. İçinde her milletten acıyı bulabileceğiniz bu kitap, bizi insan kılan şeyin bu acıları sahiplenebilmek olduğunu çok
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma