"Kamu görevi yurttaşların en başta gelen işi olmaktan çıktığı ve yurttaşlar kendileri çalışacak yerde, paralarıyla hizmet görme yolunu seçtikleri zaman, devlet yok olmaya yüz tutar.
Savaşa mı katılmak gerekiyor? Yurttaşlar paralarıyla asker tutar, kendileri evlerinde otururlar; toplantıya mı katılmak gerekiyor, o zaman da milletvekillerini seçer, yine evlerinde otururlar. Tembellikleri ve paraları, onlara sağlasa sağlasa yurdu köleliğe sürükleyecek askerlerle, onu satacak temsilciler sağlar."
"Hıristiyanları, Müslümanlar aleyhine imtiyazlı hale getiren ve
himaye eden Avrupa'nın kültürel müdahalesi memlekette var olan
sosyal sınıflar arası dengeleri ve şartları alt-üst etmiş ve farklı sınıf şuuru ile azalan dini fanatizmi yeniden canlandırmıştır. Bu şekilde Avrupa'nın açık himayesi ve desteğiyle Ermenilerin kalkındığı
Doğu Anadolu'da, Osmanlı yöneticilerinin de daha fazla ilgilenmediği Müslüman Türkler ve Kürtler, destek ve yardım yokluğu yüzünden sefalet ve cehalet içinde bulunuyorlardı.
Geri kalmış bu kitlenin Hıristiyan unsurlar tarafından sömürülmesi Müslüman halka dayanılmaz görünüyordu. Böylece, daha evvel belirtilen geçimsizlik sebeplerine, Ruslar tarafından saçılan kinlere ve yabancı entrikaların menfi tesirlerine bir de sömürülenin sömürene karşı doğal isyanı ekleniyordu.
Fakat tekrar söylüyorum ki, her şeye ve yabancılar tarafından her yerde çıkarılan karışıklıkların çeşitli sebeplerine rağmen hiçbir Anadolu Türkü Ermeni'yi malından, mülkünden etmeyi asla düşünmemiştir."