Ezgi

Ezgi
@werthellius
𓃦𖣂Türk.𖣂𓃦
Hacettepe Üniversitesi
13 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
"NİLİ’nin kurulması sürecinde etkili olan dördüncü neden olarak gündeme getirilebilecek husus ilgili kaynaklarda sıkça zikredilen, “Türklerin Filistin’deki Yahudîlere baskıları” ve “Ermeni Soykırımı”ndan dolayı Yahudilerin endişeleridir. Nitekim Aaron Aaronsohn İngiltere’de İngiliz istihbarat yetkilileriyle yaptığı görüşmede doğrudan bu endişelerini telaffuz eder. Sir Basil’e neden İngiltere’ye geldiğini ve İngilizlere müracaat ettiğini anlatırken, “Filistin Yahudilerinin Ermenilerin kaderini yaşamasına engel olmanın tek yolunun İngiltere’nin bu savaşı kazanması” olduğunu söylüyor.⁷¹ ​Bu düşünceyi veya nedeni Engle de kitabında dile getiriyor. İddiasına göre “Osmanlı Devleti için millî eğilimleri bir tehlike arz eden azınlıkların” yok edilmeye çalışılması; özellikle de “Ermeni Mezâlimi” Aaron’un bu faaliyete girmesinin nedenlerindendir. Bu bağlamdaki ilginç bir tespiti ise, Türklerin bu “aşırı düşünceleri Almanlardan aldıkları” iddiasıdır.⁷²"
Tarih
Reklam
"NİLİ’nin kurulma süreci 1915 senesinin başlarına tekabül ediyor. Absalom Feinberg ve arkadaşlarının Hadera’daki tarım istasyonundan İngilizlere buğday sattıkları ihbarı üzerine Osmanlı yetkilileri buraya baskın yaparlar. 13 kişi yakalanır, fakat Absalom karanlıktan istifade edip kaçarak Aaron’un yanına Zikron Ya’akov’a gelir. Baskını öğrenen Aaron, “Türkler bizim en kötü düşmanımızdır” diyerek İngilizler lehine istihbarat yapılması teklifini gündeme getirir.⁸⁸ Ardından İngilizler Çanakkale önlerine geldikleri sıralarda Aaron ve Absalom Athlit’deki Tarım Deneme İstasyonu’nda gizlice toplanarak durum değerlendirmesinde bulunurlar. Değerlendirme sırasında Filistin’de Osmanlı yönetimine karşı bir Yahudi Ayaklanması’nın başlatılması ihtimalini de konuşurlar. Fakat bunun özellikle de Yahudiler açısından silah ve teşkilatlanma gibi mevcut olumsuz şartlar dikkate alındığında olumlu netice vermeyeceğini düşünürler. İngilizlere, bölgedeki Osmanlı Ordusu ve bölgenin durumu hakkında istihbarat bilgisi temin etmeleriyle birlikte İngilizlerin Filistin’e saldırmalarının doğru bir karar olabileceğine kanaat getirirler."
Tarih
"Hükümdarın iktidarını sınırlandırmakta şeriatın etkinlik kazanmasını önleyen iki önemli husus vardır. Birincisi, hukukun kendisinin hükümdara fazla otokratik yetkiler tanımış olmasıdır. İkincisi ise, yine aynı hukuk hem hükümdarını otoritesine, hem de tebaanın itaat etme yükümlülüğüne koyduğu sınırlamaları betimlemeye çalışmaktaysa da ne bu sınırlamaları uygulamak için gereken bir organ oluşturmuştur, ne de bir usul, bir süreç saptamıştır. Hükümdarın hukuku çiğnemesini önlemekte ya da böyle bir şeye kalkışacakların cesaretini kırmakta, bu nedenle kuvvete başvurmaktan başka yol kalmamaktadır. 19. yüzyılın iyimserliği ve Avrupa devletlerinin o zamanlar başarılı örnekler olarak görünen deneyimleri sorunun nasıl çözülebileceğine de yön göstermiştir. Bunun sonucunda, o zamanlar anayasal yönetimler örnek alınmış; Ortadoğu’da ve diğer birçok Müslüman ülkede Batı’nın özgürlükleri, refahı ve gücünün anayasal yönetimler sayesinde elde edildiği düşünülmüştür. Müslüman bir ülkede yapılmış ilk anayasa Ocak 1861’de Tunus’ta hazırlanmıştır. Tabandan gelen büyük baskılar sonucunda, sultanın ve şahın halklarına bir anayasaya sahip olma hakkı tanımak zorunda kaldığı Osmanlı ülkesi ve İran en başta olmak üzere, diğer birçok İslam ülkesi de bu örneği izlemiştir. Anayasalı bir hükümet konusunda (meşruiyet) ikinci deneyimi, Sultan Abdülhamit’in Aralık 1876’da anayasa ilanıyla Türkiye yaşamıştır. Türkiye’de daha önce de birçok beyanname, devlet emirnameleriyle bu konuda birçok yenilikler yaşanmıştı."
Tarih
"Uzlaşmacılar çoğunlukla Batılılaşmış orta ve üst sınıftan, itirazcılar ise halk kitleleri arasından çıkıyordu. Elbette ki, itirazcıların muhalefetinin mantıki sonucu, söz konusu değişiklikleri zorla getirmek isteyenleri Müslüman saymamak ve hükümdara karşı ileri sürdükleri putperestlik iddiasının hukuki ya da siyasal neticelerini göze almak olmuştur. Bu konuda, biri 19. yüzyıldan, diğeri ise 20. yüzyıldan iki örnek vermek yeterli olacaktır. İlk örnek, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olan Mekke’de, 1855’in Nisan ayında yaşanmıştır. Sözü edilen tarihte, kutsal kente gelen yarısı yalan, yarısı doğru haberlere göre; Osmanlı Devleti bazı reformlara girişmiş; geleneklere aykırı olarak zenci köle ticaretine son vermiş, Hıristiyanlara eşit haklar, kadınlara özgürlük tanımıştı. Mekke’deki ulemanın başı olduğunu ileri süren Şeyh Cemal adında biri bir fetva yayınlayarak dedikodusu yapılan ya da gerçekleştirilmek istenen bu tür yeniliklere karşı çıkarak, 'Köleliğin kaldırılması şeriata karşıdır. Ayrıca, kadınların tesettüre uymayan kıyafetlerle sokağa çıkmalarına izin vermek, kadına boşanma hakkı tanımak ve buna benzer şeyler tertemiz şeriate aykırıdır... Bu değişiklik önerileriyle Türkler kafir olmuşlardır. Kanlarını dökmek helaldir, çocuklarını köle yapmak mubahtır' hükmünü vermiştir. Bu fetvanın ardından bir cihat çağrısı yapılmış ve Osmanlı yönetimine baş kaldırılmıştır. İstanbul’un başmüftüsü, Mekke’deki kadı, müftü, ulema, şerif, imam ve duahanlara tek tek mektup yazarak bunun aslının olmadığını belirtti. 'Kulağımıza gelen ve doğrulatmış bulunduğumuz bazı bilgilere göre, dünya malına kapılmış bazı küstah kişiler tuhaf yalanlar uydurmakta, büyük ve azim Osmanlı Devleti’nin –her şeye kadir Allah bizi böyle bir şeyden korusun– erkek ve kadın köle
Sayfa 161·Kitabı okudu
Tarih
Bitlis-Rus konsolosluğu:
“Taşnakyan komite, Ermeni kamuoyunu Rusya lehine çevirmek için büyük çaba sarf etmekte ve tüm nüfuzunu kullanmaktadır. Söz konusu örgüt Ermeni ve Müslüman halk arasında çatışma yaratmak için azimle mücadele etmekte, ülkeye Rusya tarafından müdahale edilmesini ve Rus ordusunun ülkeyi işgal etmesini sağlamaya çalışmaktadır. Amaçlarına erişebilmek için Taşnak üyeleri çeşitli fırsatlardan faydalanmaktadır. Ülkede Müslümanlar ile Ermeniler arasında gerilim yaratmak için mücadele vermekte, korku ve kargaşa tohumları ekmeye çalışmaktadırlar. Sürekli olarak Rusya’ya duydukları sempatiden söz etmektedir. Taşnakçıların eylemleri ve Rusya’ya gösterdikleri destek Konstantinopol’ün merkezi komitesi tarafından emredilmiştir.” -24 Aralık 1912 tarihli ve 63 numaralı rapor.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Tarih
Reklam