Metroda bir telaş, bir telaş! İnsanlar kendilerine psikolojik bir dokunulmazlık alanı yaratmak için hiç göz göze gelmiyor ve hayattaki tek amaçları bir yerden başka bir yere ulaşmakmış gibi koşturup duruyorlar.
Akıllı insanlar sürekli olarak kendi vicdanlarıyla, yargılarıyla ve bilgileriyle hesaplaşırlar. “Ben her şeyi bilmem ama her gün bir şey öğrenirim.” derler.
Mediokr yani benim pek sevmediğim bir deyimle “orta zekalı” olanlar ise hiçbir şeyi sorgulamazlar. Kamplaşmış taraflardan birine ait olurlar, hayatı bu şekilde algılarlar.
Bazen içinde bulundukları safları değiştirirler, ama dünyayı basit ve mutlak görme alışkanlıkları değişmez.
“Acaba”sı olmayan insanlar için bu dünyada hiçbir gizem yoktur. Onlar her şeyi bilirler.
Bir insanın isteklerinin gerçekleşmesini sağlayan şey, inandığı şey değildir. Dilekler, bireyin bilinçaltı zihnindeki resme ya da düşünceye tepki verdiğinde karşılık bulur.